‘buluğ çağımda dünya atlası karşısında hissettiğim ‘sevinçli hüzün’ , artık çoktan hücrelerime sinmiş ‘şiddetli gezgin ruh’un en kapsamlı açıklamasıdır. Bu duyguyu bilinmez, yeni, heyecanlı, ilginç kapıları açmaya korkusuzca giden bütün gezginler iyi tanırlar. Bu ‘gezgin ruh’ can çıkmadan çıkmaz insandan! Tıpkı uçuş, yazmak tutkuları, tıpkı yaşamak güdüsü gibi…
Ya hep aynı kentte, ülkede, hep aynı insanlarla, aynı işte çalışarak, kuralları ve biçimi çoktan başkalarınca belirlenmiş bir yaşam düzeninin bir parçası olarak kalırsam?…Ya önümdeki haritayı keşfe çıkamazsam? Ya çevremde tekdüze yaşayan insanlar gibi olursam?…