"Yarayla alay eder yaralanmamış olan
Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden.
Sen çok daha parlaksın çünkü;
Sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
Sen aydınlatırsın geceyi."
Tuhaf olan hiç sevmemiş gibi olman
Tuhaf olan beni hiç duymaman
Keskin yanın, bıçak gibi keskin.
Yaralıyor...Acıtır seni.
Avaz avaz çığlıklarımdan
kopan,uçuşan bu dikenleri
gecenin suretinde unuttun.
Ararsan,
zincirlerinden boşalan deli bir gezegen gibi,
zifir sessizlikte bulursun.
-Yani öyle bir gece ki uzay boşluğu gibi, sessiz, zifir gibi kapkara.
-Can Kazaz 'Zifiri karanlıkta bulursun'
“...istasyon alanından otele çıkan sokağın başında bir cam agacının gövdesine tenekeden kesilmiş, koyu yeşil üstüne ak harflerle ‘otel’ yazılmış ok biçimi bir gösterge çakılı; ama yıllar sonra çivilerden biri çürüyüp kopunca okun ucu asağıya dönmüş toprağı gösteriyor, otelin yeraltında olduğu sanısını veriyor insana...”
"... Yüzünü buruşturdu. Sağdı daha, herşey elindeydi ipi boynundan çıkarabilir, bir süre daha bekleyebilir, kaçabilir, karakola gidebilir, konağı yakabilirdi. Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük. Ayaklarıyla masayı itip aşağıya yuvarladı; bir boşluğa düşerken durdu. Gözleri, ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (Ne oldu? yapmayı unuttuğu birşeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, herşeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilnçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?) ..."