Onun gerçek olduğuna ve bunların yașandığına inanamıyorum. Bu adam hapishaneden kurtuldu, bir kartel için çalıştı, en iyilerle dövüşmek için ringe çıktı ve galip geldi. Beni taciz eden insanları öldürdü, beni hiçbir yere götürmeyen bir hayattan uzaklaștırdı ve sadece bizim için bir ev kurdu, Tüm bunların õtesinde, beni seçti.
Her seferinde beni secti. Her șeyi benim için yapti. Sırf yüzümü güldürecek bir şeye para harcamak için kaç kez hayatını riske attı?
○ gerçek ve beni istiyor, bedenimi değil, beni. Herkese ve her șeye sahip olabilirdi ama yine de beni seçti...
"Seni çok özledim Bella. Her sabah uyandığımda seni görebilmek için tekrar uyuyabileceğim dakikaları sayıyordum."
Bașını benimkine doğru eğerken yumuşak, siyah saçları bana değiyor ve ciğerlerimdeki tüm havayı alıyor.
"Hapishanede fiziksel hiçbir şeyi saklayamıyordum. Ne resim, ne bilezik, ne de çizim. Ama her şey bana seni hatırlatıyordu sonunda aynı ayın altına bakmanın ne demek olduğunu anladım."
Yumuşak nefesleri saçlarımı karıștırırken şöyle diyor:
"Eger yaşadığını hissetmiyorsan yaşamanın bir anlam yok. Sana bir söz vereceğim; her gün kalbinin dolu olduğunu ve yanından hiç ayrılmayacak birine sahip olduğunu bilerek uyanacaksın. Seni gökkuşağı sıçacak ve kelebekler yiyecek kadar mutlu etmek hayatımın amacı olacak. Asla daha fazlasına ihtiyacın olduğunu hissederek yaşamayacaksın."
Cildim yanıyor. Ciğerlerim yanıyor. Kalbim yanıyor. Onu terk etmek istemedim. O benim, ben de onunum; hepsi bu. Onu terk etmek istemediğimi ve șu anda tek yaptığımın onu incittiğim için ondan özür dilemek olduğunu anlamıyor mu?
Sözleri kurșundan daha çok acıtıyor. Ağladığında ve beni ittiğinde, sanki bir bıçak alıp kaburgalarıma ve kalbime saplıyormuş gibi hissediyorum.
Sanki bana inanmıyor.
Sanki bana inanmak istemiyor.