Üstat Cemil Meriç önermesi beni kitaba çeken en önemli etkendi. Kitap 5 asır önce yazılsa da geçen zaman dilimi içinde soruların değişmediğini aksine daha da arttığını gözlemliyoruz. Hayatın getirdiği hızla birlikte duyguları, enerjiyi, hayatı, zamanı hiç bitmeyecekmiş gibi kullanıp hayatımızı yaşadığımızı zannediyoruz. Ve en önemlisi de bu sanki özenilecek bir şeymiş gibi çevremize empoze ediyoruz. Akıllı ve iradesini anlık zevkler için değil; hayatın bir armağan olduğunu ve boşa harcamamız gerektiğini belki yaş ilerledikçe farkına varıyoruz veya varamadan bu dünyadan göçüp gidiyoruz. Burada yapmamız gereken irademize farkında vardığımız itibariyle sahip çıkıp ertelememektir. Erteleme huyunu bırakınca güçlüsün aynı zamanda mutlusundur.
Lütfen okuyalım...
Eğitimin görevi çocuklarda güçlü duyguları kullanarak düşünme alışkanlığı edinmelerini sağlamaktan, yani çocuğun kafasında fikirlerle fikirler, fikirlerle duygular arasında ve nihayetinde fikirlerle eylemler arasında bağ kurabilmesini ve harekete geçmesini temin etmekten başka ne olabilir?