Farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun nedeni açıkça gitgide daha az farklı hale gelmemizdir. Çünkü çatışmalarımıza, çok eskilere dayanan düşmanlıklarımıza rağmen, her geçen gün farklılıklarımızı biraz daha azaltıyor ve benzerliklerimizi biraz daha çoğaltıyor.
Kendilerinden emin olan toplumlar yansımalarını güven verici huzur dolu, açık bir dinde bulurlar; güvensiz toplumlarsa korkak, bağnaz, çatıkkaşlı bir dinde. Dinamik toplumlar, yenilikçi, yaratıcı bir İslamda yansırlar; oldukları yerde kalan toplumlar durağan, en küçük değişime bile isyan eden bir İslamda yansırlar.
Hristiyan dünyasıyla Müslüman dünyası arasında karşılaştırmalı tarih uygulaması yapılsa, bir yanda, uzun süre hoşgörüyü tanımamış, içinde açıkça totaliter eğilimler taşıyan ama yavaş yavaş bir açıklık dinine dönüşen bir din; öte yandaysa açıklığı içinde barındıran ama yavaş yavaş hoşgörüsüz ve totaliter hareketlere doğru sapan bir dinin ortaya çıktığı görülür.
Eğer kitapta Mevlana’nın hayatını arıyorsanız, hiç okumayın onun yerine araştırıp daha öğretici bilgilendirici bir kitaba vaktinizi ayırım derim. İki ayrı olayı anlamsız bir şekilde birbirine bağlamaya çalışmış yazar ve Mevlana ile ilgili anlatı neredeyse yok. Mevlana ile ilgili alıntı paylaşım çok çok az olduğundan dolayı diğer hikayeler de insanda bir derinlik yaratmıyor. Yine de emeğe teşekkürler.