“Mamut bozkırındaki hayvanları kovalayan sanatçı avcılar yalnızca et yiyerek beslenmiyordu.Bunun yanında bitkisel gıdaları da toplayıp işliyorlardı.İtalyanın güneyinde yer alan bir mağaranın içinde yapılan kazılarda bulunan yassı ve yuvarlak bir taşın üzerindeki nişasta granülleri, 32 bin yıl önce mağarada yaşayan insanların sözkonusu taşı , yabani otların tohumlarını öğüterek una dönüştürmek için kullandıklarını gösterir.”
Daha da korkuncu , mutluluğu çiftleşmeye odaklamışlar ve insansı yetişkinlerin hemen hemen hepsinin ortak hedefi hayatlarının aşkını bulmak.Aşkı bulmaya adanmış yaşamsal mutluluk anlayışı, aklı bozacak şekilde deforme olmuş bir cinsellik anlayışına bağlanmış......
Hayatta her şeyin bir sonu vardı, en köklü egemenliklerin,en köklü fikirleri, en bitmez tükenmez savaşların, en yıkılmaz binaların , en merhametsiz düşüncelerin, hatta güneşlerin , evrenlerin bile sonu vardı...sonlanmayan tek şey dönüşümdü...........Deneyimi engelleyen , dönüşüme itiraz eden, varoluşu hak edemezdi.