Fethiye ÖZEREN

Fethiye ÖZEREN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
9 günde okudu
·
2024 7. kitabı
Erendiz Atasü
8.5/10 · 10 okunma
Reklam
Kadınlar, hayat sınavlarla onları kısıtlayan kalıpları kırıncaya kadar ürkek ve çekingendirler.
Aydınlanma çabalarının ve feminist akımların yansımalarını edebiyat dünyamızdaki kadın katkısında da görürüz. Bugün banknotlarımızın üstünde resmi bulunan ilk kadın romancımız Fatma Aliye Hanım ve Sultanahmet mitinginin coşkun konuşmacısı, Kurtuluş Savaşımıza katkı vermiş Halide Edip ADIVAR, dönemin edebiyatçı kadınlarının önde gidenleridir. Fatma Aliye Hanım'ın, çokeşliliği mazur göstermeye yarayacak gerekçeler arayışının yanında, tekeşliliğin yılmaz savunucusu Halide Edip'in bu bağlamdaki ilkeli tutumu gözlerden kaçmamalıdır. * İlginçtir, kadınımızda siyasi bilincin oluşmasına dair, çok farklı iki düşünür tıpatıp aynı görüştedir. Tarihçi Petrosyan İkinci Meşrutiyet'in, daha doğrusu İkinci Meşrutiyet'i doğuran özgürlükçü akımların kadınımızın siyasallaşması açısından bir başlangıç olduğunu söyler. Büyük romancımız ve şair A.H. Tanpınar, Huzur romanında aynı görüşü anlatıcının ağzından dile getirecektir: ...1908 senelerinin muayyen bir seviye kadınlarında yaptığı değişiklik..."
Osmanlı İmparatorluğu'nun nüvesi olan beyliği bilindiği üzere göçer Türkmenler kurdu; göreli kadın-erkek eşitliği içinde. Ne yazık ki 13. yüzyıl sonunda İslam'ın akılcı çağı sona ermiştir ve Osmanlı Beyliği, Ortadoğu'da "İslam dogmatizminin kucağına doğmuştur. Buna karşın kadın, erkek ve çocukların hep birlikte yaşadığı "ocak" denen hane uygulaması, Fatih Sultan Mehmet'e kadar sürmüş, onun ölümünü izleyen dönemde Osmanlı yurdunda İslami mekân düzenlemesine yani "haremlik/selamlık" uygulamasına geçilmiştir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'la yetinmeyip halifeliği de fethetmesiyle bir- likte Türklerin göçer geçmişlerinden gelen eşitlikçi tutumları terk edip İslami aile düzenine ve toplum alışkanlıklarına teslim oluşu tamamlanmıştır
Beauvoir çok kapsamlı incelemesinde kadının her zaman aşağı görülmediğini tanrıça kültüründe ve romantik Ortaçağ Avrupa şiirinde olduğu gibi sık sık yüceltildiğini ama hiçbir yerde erkeğe denk tüm bir insan olarak kabul edilmediğini, yüce yada cüce yada cadı hep ‘’öteki’’ olduğunu vurgular .
Reklam