Sabuha Azra

Sabuha Azra
@Elizabe
Eczacılık
Marmara Üniversitesi
Istanbul
13 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Özdemir Asaf
Ben sana hep üşüyordum, Çünkü kıştım. Nakıştım, bakıştım. İnkar etmiyorum da bunu, Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım. … Ve lütfen inkar etme; Sana en çok ben yakıştım. Özdemir ASAF
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Edebiyat
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Hafiften bir rüzgar esiyor Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda Uzaklarda çok uzaklarda Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Başımda o eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Alnın sıcak mı değil mi biliyorum Dudakların ıslak mı değil mi biliyorum Alnın sıcak mı değil mi biliyorum Dudakların ıslak mı değil mi biliyorum Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum İstanbul'u İstanbul'u İstanbul'u dinliyorum
Şiir
Git Cemal Safi Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit geçiriyor , Günahıma girmeden, katilim olmadan git!Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlarMadem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.Hadi git, benden sana dilediğince izin verdim , Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, Leyla bilirler.Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmez ömrünü yetmez.Onun darbene tehammül beden bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim.Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka!Hercai arılara meyhanedir çiçek, Kim bilir şerefinden kaç kadeh meyveler!Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!Güllere de aşk olsun gen sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gen sen çıkacaksan!Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim taramaüm.Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit geçiriyor , Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Şiir
Bir İnsanı Unutmak Zorunda Kaldın mı Hiç? Bir insanı unutmak zorunda kaldın mı hiç ? Hiç, bir insanı unutmak, Bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda Kaldın mı hiç? Hani ölmüş gibi, Hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip Ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi Sen hâlâ bu kadar sevgili iken? Özlemek, Bu kadar özlemek, Etini kemiğini yakarcasına özlemek… Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, Ona dokunamamak, Onu işitememek, Artık sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak, Ne zordur değil mi?
Edebiyat