mesele ne biliyor musun? beni bıraksalar çok konuşurum, saatlerce susmam ama kelimelerimi ağzıma tıkıyorlar. bıraksalar saatlerce yazarım ama kalemimi kırıyorlar. beni bıraksalar yıllarca yaşarım ama beni öldürüyorlar. anlıyor musun beni? mesele bu. mesele onlar. gözümün önünde yaktıkları bir hayat var. benim hayatım. çalıyorlar beni benden. yaşıyorum mu sanıyorsun. ben yaşayamıyorum. akan her göz yaşım acı akıtıyor. nefret akıtıyor. mutluluktan akmıyor hiçbir yaş. bak elimde kağıt, kalem oturuyorum saatlerdir. kahvem soğumuş. kulağımdaki son ses bile susturmaya yetmiyor düşüncelerimi. beni ben bitiriyorum. zaman oradan oraya sürüklüyor bedenimi. bedenim sızlıyor. zaman beni eksiltiyor. canım acıyor. kılımı kıpırdatmama izin yok. her bir nefese bile bir ceza. akıp giden zamanda sıkışıyorum. nefes alamıyorum. bir sarmaşık sarıyor gibi boğazımı. sıkıyor her saniye daha çok. anlıyor musun beni? susmaya mahkum ediyorum kendimi. ağzımı açmıyorum. herkes bir şey bekliyor benden oysa benim kendime faydam yok. yaralarımı saramıyorum. her geçen saniye daha da kanatıyorum. yarabandım yok. yaralarımı tutmuyor bir kumaş parçası. kaburgalarım kırılmış gibi sızlıyor. canım acıyor. her bir yanım acıyla kavruluyor. ama hâlâ yüzümde bir tebessüm. anlıyor musun içimdeki yarayı? derin bir yara bu. adamı delirtir de ağlatmaz. kelimeler yetmiyor bunu tarif etmeye. yarım kalıyor satırlarım. gecenin bir saati. halime ağlıyorum. anlamıyorsun beni, biliyorum. yaran yarama denk değil.