"Kahroluyorum Hanım, șu memleketin haline kahroluyorum. Biliyorum, bu günleri de atlatacağız ama... Çok zor olacak. Karşıma gelen, suç işlemiş köylüleri bir görseniz, kendimden, insanlığımdan utanıyorum."
Şimdi elinde olsa da Memedi bir kuş yapıverse de onu havaya atıverseydi. Allahım, diye kollarını göğe açtı. Gökte yıldızlar üst üsteydi ve sevinç içindeki yldızlar gün vurmuş, balkıyan sarı bir ekin tarlası gibi dalgalanıyordu. Allahım, sen koru Memedimi.
"Yazık olacak sana Memed. Sen soluk aldkça fakir fukaranın umudusun istersen hiçbir sey yapma. Sen eşkıyalığı bırakacak cinsten bir insan değilsin, buna hiç umutlanma. Sen içinde başkaldırma ķurduyla doğmuşsun, başka türlü yapamazsın.
"-Ölmek istemiyorum,' dedi Memed, "kurşunlardan gitmek istemiyorum,
"Kurşunlardan gitmek senin yazgın...
Bu millet sana İnce Memed demişse, bunda bir șey vardı, sende bir şey bulmuștur. Millet, insanı herkesten iyi anlar, dünya kurulduğundan bu yana insanoğlu insanoğlunu tartmıştr. insanoğlu, insanoğlunu bildiği kadar hiçbir şeyi bilmez."