Özgür olduğumuzu,özgürlükle aramızda bir duvar olduğunu, istediğimiz zaman bu duvarı bir omuz atıp yıkabileceğimizi sanıyorduk.Şiddetle yanlıyorduk. Özgürlük çok tatl bir yanılsama, insanın hayal etmekten vazgeçemediği imkânsız bir fanteziydi.
Ama hayat böyleydi,illa bir yerde insana hiç istemediği soruları sorduruyordu, daha kötüsü bazen insan kendini iyi hissedeceği cevaplara inanmayı istesede inanamıyor; saf, çıplak, en hakiki gerçeği bulmak istiyor ama gerçekle yüzleşmeye de gücü yetmediği için arafta kalıyordu.
Babaları bilemem ama annelerin bilinçdışında sakladıkları,hayatlarında bir etkisi olmadığını,travmasını çoktan geçmiş gitmiş,tedavi edilmiş olduğuna kesinkes inandıkları ve unuttuklarını sandıkları seyler bir sekilde kızlarına devroluyor.
insanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok büyük travmalar aslında çünkü insan kendini kendine karş savunamıyor. Asağılayan kendisi, asağılanan kendisi nasl yapsın?