Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin Dizisine hayranlığımın, görmek isteyip göremediklerimin ve tanımak isteyip düşüncelerini bölümlerce hissedemediğim bir çok karakterin beni teşvik ettiği ve belki çocukça ama bana aile hissettiren bir dünyaya gidelim sizinlerle. Hiçbir zaman aşırı profesyonel yorumlar yapmadım ya da size kitapları özetlemek istemedim. Çünkü her kitabın sayfalarca keşfedilmeyi beklediğini düşünmeye devam ettim. Günlerce üzerine düşünmekten bir sonraki sayfada göreceklerimden alıntıları paylaşma fırsatı bile bulamadım. Düşününce bu kitabı o kadar geç okudum ki artık bu kitap hakkında yorum yapılacak pek bir şeyin kalmadığı bir senedeyiz. Ama yinede işte size bahsetmek istediklerim....
Bir kitap düşünün aslında her karakter bir satranç tahtasında başlıyor hikayeye. Ancak bu sefer o satranç tahtasında 2 oyuncu yok. Koca bir dünya var. Her hanenin isterse en güçlüsü olsun...Okurken fark edeceksiniz, son kozları aslında. Oyun çoktan bitmiş bir tahtanın üzerinde ama biz onu toz pembe bir dünyadan seyrediyoruz...Yazarın aslında distopik bir dünyaya fantastik unsurlarla verdiği süslerin altında bir tarih okuyoruz. Her karakterin kendine ait bir düşünce yapısı var. Saf bir insanlık görüyoruz. Hatalarla, iğrençlikleriyle, etik sınırlarıyla, masumiyetiyle... Ve bu kitap itibari ile mahvolan hayatlar görüyoruz. Hiçbiri diğerinden üstün olmayan kazançlar görüyoruz. Ve şimdilerde fark ediyorum ki bu evren siz anlamadan size insan olmanın ne demek olduğunu öğretiyor. Aslında sevdiğimiz sevmediğimiz her karakterde insanlığı gözlemliyoruz....
En iyisi diyemem muhtemelen bu çok bireysel bir yargı olacaktır. Bu nedenle bu sayfaya bu kitabı tanıtmamın objektiflikten çok uzak olacağını fark ettim. Bundan dolayı orjinali dahil olmak üzere bir çok diliyle okuduğum bu kitabı tarafsız
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,8bin okunma
-"Seni bir dahaki görüşümde siyahları giyinmiş olacaksın"...
-"Siyah hep benim rengimdi"... "Sence bir daha ne zaman görüşürüz"...
-"Çok uzak bir vakitte değil"...