Bir gülüşü vardı, çocuk parkında oynayan masum çocukların gülüşlerini andıran.
Gözleri vardı, bayram sabahı yol gözleyen yaşlı teyzelerin gözlerine benzeyen. Gözlerini dikip beklediği o yolda, ben olamadım beklenen.
biraz da realist olma bahsi…
Demek ki her popüler olan kitap her zaman güzel olmayabiliyormuş. Pozitif yorum yapmak isterdim ama maalesef yapamıyorum. Sürekli tavsiye veren, sınırların olmadığını iddia eden, "kendinizi görün" diyen şairler ve kitaplar bana her zaman uzak gelmiştir; hatta dürüst olmak gerekirse biraz samimiyetsiz buluyorum. Zaten etrafımızdaki herkes az çok bir tavsiye verebiliyor. Peki bu kitabın farkı neydi? Açıkçası ben pek bir fark göremedim.
"Kendine inan", "pozitif düşün" gibi klişeleşmiş genellemelerde bulunan yazar bence yetersiz kalmış. Bu tür yüzeysel tavsiyelerin, bireyin kendi iç dünyasındaki derin sorunlara ne denli çözüm olabileceğini sormadan edemiyorum. Şahsi fikrim; bu eser sınıfta kalan kişisel gelişim kitaplarından biri olmuştur. Kitap 30 sayfa olsaydı bile kimse "neden bu kadar kısaydı" demezdi; elle tutulur bir tarafının olmaması ve sürekli tekrara düşmesi de ayrı bir konu.
Arkadaşlar maalesef Türkiye'de, bulunduğumuz topraklarda tavsiyeler hep maddiyat duvarına çarpıyor. Yoksa bizler de biliyoruz ülke ülke gezip yeni kültürler keşfetmeyi, yeni insanlar tanımayı veya kurslara gidip kendimizi geliştirmeyi... Ama durum maalesef tam olarak bu şekilde :)