Ehli Hadis

Ehli Hadis
@Eltimur
*ZEKÂT İLE İLGİLİ BU BİLGİLERİ EZBERLEYELİM* 🔹 85 gr. ve üstü hâlis (24 ayar) altının varsa ve bu miktâra ulaştıktan sonra üzerinden bir hicrî yıl geçti ise %2,5 zekât vermen farzdır. Altının bu miktârın altına düşmedikçe her sene zekâtını vermen gerekir. 🔹 595 gr. ve üstü hâlis (1000 ayar) gümüşün varsa ve bu miktâra ulaştıktan sonra üzerinden bir hicrî yıl geçti ise %2,5 zekât vermen farzdır. Gümüşün bu miktârın altına düşmedikçe her sene zekâtını vermen gerekir. 🔹 595 gr. ve üstü *hâlis gümüş değerinde* lira, dolar, euro gibi kağıt paran varsa ve bu miktâra ulaştıktan sonra üzerinden bir hicrî yıl geçti ise %2,5 zekât vermen farzdır. Paran bu miktârın altına düşmedikçe her sene zekâtını vermen gerekir. 🔹 595 gr. ve üstü *hâlis gümüş değerinde* herhangi bir ticâret malın varsa ve elindeki mal bu miktâra ulaştıktan sonra üzerinden bir hicrî yıl geçti ise %2,5 zekât vermen farzdır. Malın bu miktârın altına düşmedikçe her sene zekâtını vermen gerekir. 🔴 Sahip olduğun şeyler bu miktarlara ulaşınca hicrî takvime göre o ayı/günü kaydet ve bir hicrî yıl dolunca (sene içinde bu miktarların altına düşmediyse) zekâtını ver. *Zekât ibâdetinin Ramazan ayı ile bir bağı yoktur. Zikredilen miktarlara ulaşıp üzerinden bir hicrî yıl geçince hangi aya denk gelmiş ise o ay verilir.* 🔴 Zekât biriken mal içindir. Aylık geliri 100 gr altın olan birini düşünelim, bunu biriktirmeyip harcıyorsa zekât yoktur. Biriktirir ve üzerinden bir hicri yıl geçerse zekât başlar. *Gelir gider miktarı önemli değil, “nisâb miktârı birikmiş malları var mı?” bu önemli.* 🔹Evin, ev eşyâlarının, dükkanın, arabanın, âlet edevâtın, tarlanın zekâtı yoktur. Bunların değeri ne olursa olsun, sayısı ne kadar çok olursa olsun zekâtları yoktur. *Ancak bunları elinde ticâret malı olarak tutan, alıp satan kimseler
Din
Reklam
‏ قال شيخ الإسلام ابن تيمية رحمة الله : "فمن كان الله يُحبه، استعمله فيما يُحبه " [مجموع الفتاوى(١١/ ٢٠٨)] ▪️ Şeyhû'l-İslâm İbn Teymiyye Râhimehûllâh şöyle demiştir: *"Allah kimi severse, onu sevdiği şeylerde kullanır."* 📚 Mecmu'ul-Fetava (11/208)
▪️İbn kayyım (Râhimehûllâh) şöyle demiştir: *Her günahın kul'da bıraktığı bir izi ve etkisi vardır.* *_Bu etki ve iz bazen tövbe bazen iyilik'lerle bazen çekilen musibet'lerle son çare olarak cehennem ateşi ile silinir. İşte etkisi büyük olan günahlar bu saydığımız şeylerle izale edilemezse ateşe girmekten başka çare kalmaz._* *Cennet zerre kadar pisliği kabul etmediği için bu pisliğin ateşle yok edilmesi gerekir. Cennete girecek kişinin her yönü ile temiz olması gerekir. Kişinin kalbinde günahların izi ve pisliği varken cennete giremez. Bunun için altına benzeyen imân'ın diğer kötü şeylerden ayrılması gerekir.* *_Ateş bu ayrımı çok güzel bir şekilde yapmaktadır. Bundan dolayı başka çare yoksa kul ateşe girerek temizlenir. Artık bundan sonra cennete girmeye uygun hale gelir._* 📚 MEDARİCU'S-SÂLİKÎN/278
*Soru:* Namaz kılmayanın tutuğu oruç kabul olur mu? *Cevap:* Bu konu hakkında alimler şöyle diyorlar; Bu konuda doğru olan görüş, kasten namazı terk eden kişinin kafir olmasıdır! Bu sebeple bu kimsenin Allah-u Teâlâ’ya tevbe etmedikçe, ne tuttuğu orucu, ne de diğer yaptığı ibadetleri geçerli olur! (1) Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: *“Şayet onlar (Nebiler) Allah’a ortak koşsalardı, yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi!”* En’am Suresi 88 Bu anlamda daha birçok ayet ve hadisler vardır. Bir grup mürciye âlimleri ise, farz olduğunu kabul etmekle birlikte, tembellik ve ihmalden dolayı namazı terk edenin kafir olmayacağı, orucunun ve kalan diğer amellerinin de boşa gitmeyeceği görüşündedirler! Fakat doğru olan, birinci görüştür. Bu konuda birçok delil gereği, *_namazın farz olduğunu kabul etmekle birlikte kasten terk ederse, kafir olur!_* Bu delillerden bazıları şunlardır: (2) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: مَنْ تَرَكَ الصَّلاَةَ مُتَعَمِّدًا، فَقَدْ كَفَرَ جِهَارًا *“Kim, namazı kasten terk ederse kuşkusuz ki, açıkça küfre girmiştir!”* Heysemi Mecmau’z-Zevaid 1/295, Taberanî Mucemu’l-Evsad, Tergîb ve Terhîb 1/524 (3) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ، وَبَيْنَ الشِّرْكِ، وَالْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ *“Şüphesiz ki, namazı terk etmek, kişi ile şirk ve küfür arasındadır!”* Müslim 82/134, Ebu Davud 4678, Tirmizi 2752, İbni Mace 1078
Rasûlullâh Sallâllahû Aleyhi vesselam, şöyle buyurmuştur.. *_Ölçü ve Tartıyı eksik yapan milletlerin (ekonomi sıkıntı) kıtlık ve geçim sıkıntısı çekeceklerini, başlarına zâlim yöneticilerin geleceğini haber vermiştir._* (Sâhîh İbni Mâce, Fiten 22; Elbânî, Silsiletü'l-ehâdîsi's-sahîha, 1, 216-218, nr. 106).
Din
Reklam