“İnsanlar okunmamış birer kitaptır.”
Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız
296 sayfa, Ötüken Neşriyat
Bu sene okuduğum en iyilerden birisi. 2025 favorilerimi belirlediğimde onlardan biri olduğuna kuşku yok benim için. Kitabı bitirdikten sonra hissettiğim şey, sanki çok lezzetli bir yemek yemişim de tadı damağımda kalmış gibiydi. Çok başarılıydı.
Kralcı olması sebebiyle askeriyeden ihraç edilen ve belli bir süre hapis yatan Selim’in sıra dışı öyküsünü okuyoruz bu kitapta. Hapisten çıktıktan sonra hayata tutunmaya çalışır Selim Pusat. Eşi Ayşe’de eşinden dolayı öğretmen olarak çalıştığı okulda deyim yerindeyse mimlenmiş ve diğer meslektaşları tarafından da dışlanmaktadır. Eşi Ayşe’nin durumuna üzülse de Selim’in hayatta vazgeçemediği fikirleri vardır. Geçmişteki krallara hayranlık beslemekte ve günümüz düzenine her türlü eleştiriyi hak görmektedir. Sanki başka bir dünyaya aitmiş gibi eleştirel düşünceleri vardır. Eşi Ayşe’nin bir gün eve okuldan çok sevdiği üç başarılı kız öğrencisini davet etmesiyle selimin ruh halinde geri dönülemez değişimler seyretmeye başlayacaktır. Peki bu üç kızın hikayeye dahil oluşu nasıl ve ne yönde olacaktır?
Kurgusuyla, yazımıyla, sürükleyicileriyle elimden bırakmadığım bir kitap oldu Ruh Adam benim. Bir çok yerin altını çizdiğim, yer yer okurken ürktüğüm, hayalle gerçekler arasında gidip geldiğim sıra dışı bir okuma serüveni yaşadım. Bitirdikten sonra da böyle boş boş duvara baktım. “Ne okudum ben şimdi ya?” diye düşündüm dakikalarca. Kitapta mahşer temalı bir bölüm vardı, unutmam mümkün değil. Sembolik öğelerle dolu, üstüne tartışılacak bir çok şey olan, değişik bir eserdi. Hiç beklediğim gibi çıkmadı. Okurken beni yorar, sıkılır mıyım acaba diye tereddütler içerisinde başladım fakat hiç öyle olmadı. Beni ters köşe etti diyebilirim. Kalpten