-Kitapçalarlar vardır. Bunlar normal yollardan kitap sahibi olmak istemez. İlla ki çalacak, ancak o zaman tatmin olur.
-Yok ya!...
-Evet öyle... Kitap delileri vardır meselâ.Bunlarda kitap toplama arzusu durdurak bilmez. Kitabı okumak için almazlar, seyretmek, üzerinde yatıp uyumak, okşamak için edinirler. Bazıları da kitapgizlerdir. Kitabı kilit altında tutar, kimseye göstermez, kıskanırlar.
Kitap düşmanları vardır; kitaptan tiksinir, nefret eder, elini bile süremez. Sonra kitap yakanlar, kitap yırtanlar, kitapperestler.
...
-Sizinkisi hangi sınıfa giriyordu?
-Benimkisi en zararsızı. Kitapsever, tutkun. Kitapları seçip alırlar ama kafalarına koydukları kitaba sahip olmak için her fedakârlığa katlanırlar.
Bir evin mutfağında un helvası kotarılmış ise, kokusu ulaşmıştır diye bir tabak da komşuya gönderilir.
Ferdi de, aileyi de, cemiyeti de hâlâ yıpranmış dediğimiz o ahlâk ayakta tutmaktadır .
Her şair gibi her usta, her ev, her mescit, her hoca, her ağaç, her duvar ayrı bir şahsiyettir.
Taşranın âhengi bir yeraltı nehri gibidir. Üstündekileri besler, büyütür ama gücünün sırrını açığa vurmaz. O sebeple zâhire değil bâtına bakmak lazımdır.
Bu da elbette özel bir terbiye ister.
Ruh terbiyesi.