-"Bu kabileye ait bir mezar mı?" diye sordum Ooota'ya.
-"Hayır,"dedi."Burada bir mutant yatıyordu. Çok, uzun yıllardan beri mezarı buradadır. Senin halkın onun burada olduğunu unutmuştur, hatta belki de bu mezarı hazırlayan kişi bile anımsamıyordur artık."
-"O halde neden onardınız burayı?"
-"Neden onarmayalım ki? Sizlerin yaşama biçiminizi anlamıyor, onaylamıyor ve kabullenmiyoruz ama yargılamıyoruz da. Bizler sizlerin durumunuzu onurlandırıyoruz, çünkü geçmişte vermiş olduğunuz kararlar ve şu anda sahip olduğunuz özgür iradeniz nedeniyle olmanız gereken yerdesiniz. Burası da bizim için öteki kutsal yerlerle eşdeğerdedir...
... Ben durup da bir yahudinin ya da budistin mezarını onarır mıydım acaba?
Kendime bağışlamayı, yargılamamayı, ama gerçekten ders almayı öğrenmem gerekiyordu. Bana kabul etmeyi, içten olmayı ve başkalarının da aynını yapabilmesi için kendimi sevmeyi öğrettiler.
Ya ben, bana karşı yanlışlar yapan herkesi acaba affedebilir miydim?
Neden olduğum tüm kırgınlıklar için kendi kendimi bağışlayabilir miydim?
Keşke, günün birinde, aborijinler gibi tüm zihnimi bir masaya yatırabilsem ve tüm davranışlarım sergilenip incelenebilseydi.
Her şeyin bir amacı vardır. Hiçbir şey rastlantısal, anlamsız ya da yanlış değildir. Sadece yanlış anlamalar ve ölümlü insana henüz açıklanmamış sırlar vardır.