EMEL KAYMAZ

EMEL KAYMAZ
Okuyun dostlar okuyun. Mürekkebin akmadığı yerden , kan akıyor !
Eskişehir
Eskişehir, 24 Temmuz 1985
210 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
"..............., karar vermek dertleri çözmenin yarısıdır, ya olayları doğal kabul et, benimse, onlarla birlikte yaşa ya da böyle yaşamanın mümkün olmadığına inanıyorsan, bırak git. Bir kez ve çok güçlü acı çekmek, yaşam boyu kronikleşmiş acıyı çekmekten daha kolaydır. Mutluluk gibi acılar da sürekli değil. Dişçi koltuğunda, doktoru beklerken hep yarım saat sonrasını düşünürüm, yarım saat sonra ben caddede, vitrinlere bakıyor olacağım, bu sıkıntı birazdan geçecek derim ve etkili olur bu. Acılar içinde öyle düşünmeye başladım artık, yarın daha güzel olacak, bu üzüntüm, yarın bu yoğunlukta olmayacak... Yaşarım o acıyı yoğun yoğun, kendisi biteceği günü bilir zaten."
Sayfa 150 - Doğan Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Başardığımızda yalnızız, başarısızlığımızda yalnızız. O zaman benden daha önemli ne var bu dünyada? Benden bana daha yakın, beni benden daha fazla sevebilecek, bana benden daha içten yardım edebilecek kim var? Bir tek benden bana kötülük gelmez. O zaman beni seviyorum, bana güveniyorum.
Sayfa 129 - Doğan Kitap
Ne düşünüyorsunuz?
En önemli sorun da şu, daha doğrusu bir kadınla bir erkek arasındaki en büyük farklılıklardan biri - ki bu farklılık benim için kadın erkek arasındaki en önemli ayrılık şu sıralarda- erkekler için yemek çok önemli. Çoğu için yemeğin cinsi, kalitesi, ne olduğu, nasıl yapıldığı değil, her akşam önlerine iki üç kap yemek konulması önemli. Çünkü onlar buna alışmışlar, alıştırılmışlar. Onlara hizmetle görevli anneleri, onları asla aç bırakmamış. Gece gelmişler, sedirin üzerinde uyuklayıp beklemiş anneleri, oğullarının bir kap sıcak yemekten yoksun kalmalarını istememişler bir gün bile olsa. Sabah erkenden kalkmışlar, onlardan en az bir saat daha erken uyanmışlar ki oğulları iki bardak sıcak çayla, iki dilim kızarmış ekmeklerini yemeden çıkmasınlar dışarı diye. Anaları, oğulcukları için ne olursa olsun, dünya yıkılsa o yemeği hazırlamışlar, önlerine koymuşlar. Ama bu özeni genellikle kızları için göstermemişler. Onların aç kalmaması için uğraşmamışlar, onları beslememişler mi? Hayır hayır... Onlara da yemeklerini hazır etmişler ama, buzdolabında beklemiş yemekler... Kızları eve geç geldiğinde ise, evladım yemeğin buzdolabında, çıkart, ısıtıp yiyiver hadi demişler. Hatta kızları, oğullarıyla birlikte geç dönmüşlerse eve, hadi kızım, ağabeyine yemeğini hazırla da yiyiverin birlikte demişler. Sonra bu anneler, oğullarına kız seçerken de kızın nasıl bir ev kızı olduğuna bakmışlar. Aman, sakın yemek pişirmeyi bilmiyor olmasın.
Sayfa 75 - Doğan Kitap
Hayatta en pişman olduğum şeyler, pişman olacağım diye yapmadıklarım ve dokunmadıklarımdır.
Sayfa 15 - Doğan Kitap
“Patronumun gözüne girmek için çalışmıyorum. Hiçbir şeyi, hiçbir zaman anlayamadınız. Güçlü olmak için çalışıyorum, onlardan bir eksikliğim olmadığını kanıtlamak için çalışıyorum. Kimseye muhtaç olmak istemiyorum. En korktuğum şey bu; annemi düşünüyorum, Şermin Teyze’yi, Mualla Teyze’yi.... Tümü de muhtaçtılar, kimliklerini yitirmişlerdi, yaşamıyorlardı sanki. Onlar gibi olmak istemiyorum, erkek ya da kadın kimseye muhtaç olmak istemiyorum, istemediğim kişiyle birlikte olmak zorunda kalmayacağım, bunlar için de para gerek, para bir çeşit özgürlük. Hayır zengin koca da istemiyorum, bu kez onu bırakıp gitme özgürlüğüm olmaz, hem bir işe yaramak istiyorum ben, beynimi kullanmak istiyorum, o kadınların, annemin, o teyzelerin donuk gözlerini, ölmüş balık bakışlarını anımsadıkça, çalışıyorum işte, çalışacağım da. Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygı da eşitlikle olur, anlamıyor musunuz, eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.”
Sayfa 158 - Doğan Kitap