Yapı Kredi Yayınlarından okuduğum ilk bilim kurgu ayrıca distopya romanı oldu.
Anlatıcımızın hayatın keşmekeşinden bıkmış ve babalarının fakirleşmesine rağmen nedense bir türlü satmadıkları adaya yerleşmesi ile hikaye başlar.
Eve adında adada bir komşusu vardır ve adadan en yakın yerleşim yerine ulaşım yalnızca belirli saatlerde su alçaldığında yapılabilmektedir.
Bu yerleşim yerinde kendi halinde yaşayan Kayıkçımız (Agamemnon) karakterimiz yavaş yavaş hikayeye dahil oluyor.
Ardından ansızın iletişim kesiliyor tamamıyla düşünsenize günümüzde herhangi bir sosyal medya birkaç dakikalığına kilitlendiği zaman nasıl bir isyan çıkarıyoruz ama bu isyanımızı da yine başka bir sosyal medya aracı üzerinden yapıyoruz.
Hiç şikayet edeceğiniz bir kanal kalmadığını radyonun dahi işlevsiz kaldığını yüzyüze iletişim haricinde elimizde hiçbir şey kalmadığınızı düşünün.
Düşünmesi bile ne kadar zor değil mi ?
Olaydan bir kaç gün sonra öğreniyoruz ki bunu üstün teknolojiye sahip olan ve kendilerine Empedokles'in Dostları ismini veren bir zümre gerçekleştirmiş işin tuhaf yanlarından birisi Agamemnon' da bunlardan birisi.
Eve ise bu olaya çok seviniyor onları üstün bir ırk daha doğrusu Übermensch gibi karşılıyor ve uzman olduğu çalışmalar yaptığı alanda beklemiş olduğu kurtuluşu bu grup ile bulacağını ümit ediyor.
Demosthenes Amerika başkanı ile görüşüyor ve nükleer reaktörleri müdahale etmeleri için müsaade istiyor. Amerika aşağılacağını düşünse de tekrardan bir kesinti yaşamamak için kabul ediyor.
Hikaye hastane gemilerinin başlaması ile daha da ilginç bir hal alıyor. Her türlü hastalığın iyileştirildiği ve ölümsüzlüğün engellendiği bir tıp duşunun ve buna ulaşmak için insanlar kuyruk oluyor vs vs. Klasik insanlığın vereceği tepki çok güzel anlatılmış.
Ardından bir patlama gerçekleşiyor