Doğu kültüründe gurbet duygusunun dini temelleri vardır. Ruhlar âleminde Allah'ın yanındayken dünyaya inip vücut bulanlar kederlenir, içlerinde nedenini bilmedikleri bir hüzne kapılırlar. Anlamını çözemedikleri bu hüzün Allah'tan kopuşlarının hüznüdür. Yaşamak için indikleri dünya zindandır. Bir gün ölüp Allah'a kavuşmanın özlemiyle hayatı ıskalarlar.
İnandığın bir şeye layık davranmadığında onun zulmüne katlanmak zorundasındır. Biz söze inanırız. Bir gün bir şey söyleriz ve söylediğimiz söz, yıllar sonra ensemizde biter. Buna, "Büyük konuşmak." diyoruz. Ağzımızdan çıkanın, bizi sırtımızdan vurması, kelimelerimizin ruh taşıdığını kanıtlamıyor mu?
Modern efendiler ahlâk yoksunudur. İlkel çağlardan beri kölelerin en kötü hallerde yiyecek, barınak, sağlık sorunları çözülürdü... Şimdi ulaşıma, ekmeğe, sigaraya, kiraya, faturalara, sağlığa dokunmadan inanılmaz düşük ücretlerle çalıştırdıkları adamlara modern efendilik yapıyorlar. Kölelerin efendilerden ahlâklı olduğu "Ahir Zaman Mahlûkatları" olarak, geleceğimiz hakkında olumlu şeyler düşünmekten yoksunum.