Hayatım boyunca hep aynı soruların içinde savruldum:
Ne için yaşıyorum? Kimin için varım? Nasıl yaşamalıyım?
Bir ömür boyu bu soruların peşinden koştum, kendimden kaçarak.
“Şöyle mi yapsam?” dedim, sonra “Yok, böyle olmalı.”
Ama hiçbiri gerçekten bana ait değildi.
Hayatımı başkalarının beklentileriyle ördüm,
Başkalarının hayatına kulübe oldum;
Ama kendi içimde hep bir harabe kaldım.
Bir kez olsun kendimi düşünmedim.
Kendime sorduğumda bile cevap vermeye çekindim.
Çünkü ne zaman kendi için bir adım atsam,
İçimdeki ses “bencilsin” diye bağırdı.
Belki de en büyük yalnızlık,
Kalabalıklar içinde görülmemekti.
Sevdim… çok sevdim.