Ateş güle hayran, gül İbrahim’e, İbrahim ateşe
Ondan mı yakar bu kadar ateş
Cehennem bu yüzden mi bu kadar sıcak?
İbrahim’e su götüren karınca bana da uğrar mı ya Resulallah?
Bir damla suya ihtiyacım var,
Bu kin çok sıcak.
Nasıl gittin Ebû Cehil’in kapısına söğüdün gölgesi?
-bir kelam et.
Soğuk havalarda korkunun ve kederin üşütmediğini söylerlerdi ama inanmazdım, yaşamadan bilemiyormuş insan. Yaşım küçüktü, soğuk üşütür sıcak yakar diye bilirdim. İnsan, bildiğini sandığı şeylerin aslında ne kadar eksik olduğunu bazen tek bir günde öğrenirmiş.
Sen bayramlıklarıyla uyumuş bir çocuk heyecanı
Bir rüzgar, bir tebessüm
Sen şimdi kaygısız bir akşam neşesi
Yorgun ardın dönülen evi sarmış kek kokusu
Sen bir karınca öfkesi
Bir peygamber merhameti
Vurulmayacağımı bildiğim savaş meydanı
Sen suya karşı ateş, ateşe karşı su.
Bu fırtına dinsin sana el değmemiş çiçekler getireceğim
Soğuk görmemiş, güneşin yakmadığı çiçekler
Ateşe meydan okuyan ve gözleri şefkatten dolan bir kız çocuğuyum
Bu su benim boyumu aşar
Bu suya ilk ben atlarım
Dikiş tutmayan ne varsa bırak sökük kalsın,
Sana bakıyorum ve iyileşiyor bütün çatlaklar, bırak öyle kalsın