!!Spoiler içerir...
Eser insan ilişkilerinin ne kadar acımasız olabildiğini Goriot babanın trajik yaşamı ile bizlere göstermektedir.
Eserde en çok dikkati çeken düşünce;
Bir insana kendimizden çok değer vermenin zamanla bizi onun gözünde değersiz hala getirebileceğidir. İnsan doğası çoğu zaman böyledir; kişi kendine sunulan sevgi ve fedakarlığın kıymetini zamanında fark etmez. Çok seven, değer veren hor görülür. Yapılan fedakarlıkların ucu çoğu zaman " yapmasaydın" veya "şunu yapmadın" gibi söylemlerle son bulur.
Eserde Goriot Baba, bu bahsettiğimiz fedakarlığı iki kızı için yapar. O herşeyin farkında olmasına rağmen kızlarına duyduğu sevgiden vazgeçmez. İnsan bazen kendi sonunu hazırladığını bile bile sevmekten ve fedakarlık yapmaktan kendini alıkoyamaz. Goriot baba da iki kızı için adeta hayatını tüketir. Onlar için kendini ezer, geri plana atar, tüm servetini onların mutluluğu uğruna feda eder. Ancak o verdikçe kızları daha fazlasını ister. Goriot Baba her geçen gün kendini küçültürken, kızları yaşadıkları her sıkıntının sorumluluğunu babalarına yıkmaktan çekinmezler. Tüm fedakarlıkları ve sevgisinin karşılığını Goriot baba kirli bir pansiyon odasında tek başına hayata veda ederek alır. Son sözleri ise kızlarım olur...
Fakat tüm yaşananlardan Goriot Babanın kızlarını sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Goriot Baba, çocuklarına duyduğu aşırı sevgi nedeniyle onları küçük yaşlardan itibaren fazlasıyla şımartmış ve her istediklerini yerine getirmiştir. Ancak bu durum çocuklarının ona gerçek bir sevgi değil, daha çok maddi çıkar üzerinden saygı duymasına yol açmıştır. Parası tükenince Goriot Baba’nın değerinin de gözlerinde yok olması, çocuk yetiştirirken sevginin yanında sınır koymanın ve dengeyi korumanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan eserde