Ama önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla."
"Derisini değiştirmeyen yılan ölmeye mahkumdur. Bu durum fikirlerini değiştirmeyen zihinler için de geçerlidir.”
Sabit fikir, en büyük hapishanedir
Soğuk havada birbirine yaklaşarak vücut sıcaklığını yükseltmeye çalışan kirpiler ilk aşamada, ısınmanın verdiği konfor ve rahatlamayla, birbirlerine dikenlerini batırdıklarını anlamıyor fakat zamanla birbirlerini rahatsız etmeye başlıyorlar. Bu davranışta filozof kirpinin maruz kaldığı soğuğu insanın içindeki yoksunluklara diğer kirpilerle yakınlaşma isteğini insani ilişkilerde aradığımız teselliye ve iyileştirme gücüne benzetiyor. Oklar ise birbirimizi rahatsız eden, birbirimizin sınırlarını çiğneyen birçok özelliğimizle bağdaştırabiliriz.
Birbirinden uzak kalarak soğuğa yenik düşen kirpiler tekrar yakınlaşıyor ve tekrar uzaklaşıyor. Fakat bu sefer farklı bir yöntem ediniyor, nezaket ve görgü kuralları olarak tanımladığımız mesafeli bir sıcaklık sağlıyorlar. Arthur Schopenhauer bu davranışı şöyle anlatıyor:
“Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar. Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler.”