Üsküdardayım. Taşların üstünden izliyorum kız kulesini, arkasında imkânsız aşkı Galata... Şiirler okuyor ama nafile; nerden bilsin aşkı bir taş yığını? Belki duvarları bile çiçek açardı birkaç güzel söze koskoca Galata'nın.
Karanlık sayfalarıma kefil olmak zor.
Sıkı bir yürek istiyor isyan etmemek, şeytan bile kibrinden cenneten kovulmuş. Sahi, beyaz bir karga geçiyor gözlerimin önünden; uzaklara dalmış gidiyorum... Bulutlar, rahat bir döşek. Gökyüzü rutubetli bir gece kondu. Ayaklarım dermansız, kollarımda hâl yok, ruhumda hatır. Zaten soran edende yok...
Daha büyümüş değilim bu dünyaya karşı. Ellerimde boş protesto kağıtları, sahte pankartlar ve yarım kalmış partizan türküler. Yüzümü Beşiktaşa çeviriyorum.
Beşiktaşta cinayet işlenmiş ve bir çocuk ölmüş; yani aslında hayata küstürülmüş. Yaşamak için çırpınıp durmuş lakin faydasız... Özgürlük ona o kadarda uzak değilmiş aslında. Binlerce avcı kanadından vurduğu için noksan kalmış.
Hikayesi yarım. Gözleri nemli. Hayata küskün.
Şimdi ise beşiktaşın soğuk kaldırımlarında, yaslanacak bir omuz bulamadan; yarı diri, yarı ölgün.