Yalnız bir tuhaflık vardı sanki... Her şey daha çok beyaz, daha çok yumuşak, daha yoğundu. Pamuk gibiydi. Hatta bembeyaz da denebilirdi. Tertemiz bir bahçenin içindeydi şimdi. Burada kimse çöp atmıyordu. Ya da çöp yoktu. Kendisi gibi çocuklar vardı sadece, bağrışan, çığlıklar atarak oynayan çocuklar...
En çok gökkuşağının altından geçmeyi isterdi. Orada oynamak için can atardı. Her defasında annesinden bunun mümkün olmayacağını duymasına rağmen, olumlu cevap alacağı güne kadar sormaya kararlıydı.