Ben asıl sana şunu sormak istiyorum. Hazır mısın?
Yarın senden inandığın dava, kalıbına girdiğin kimlik için taviz isteyenler olacak... Hatta şu çatısı altında bulundu üniversitenin kapıları kapatılacak yüzüne, belki içeriye alınmayacaksın. Sırf inancının gereğini, üzerinde kıyafet olanak taşıdığın için... İnsan hakları, senin için işletilmeyecek, çünkü sen Müslümansın... Açıklığa, müstehcenliğe ve inançlara hakarete meydan okuyacaksın.
O vakit, horlanacak, hakir görüleceksin... Hasımların olacak Gericilik, örümcek kafalılık, yobazlık yaftası sarılacak sırtına ,nasıl, bunca eziyete, hücuma tahammül edip bunlara dayanabilecek misin?
Her şey çağdaşlık için diyecekler zulümlerine... İki yüzlü, riyakar insanların abdestsiz olarak ellerine alıp öpecekler Kur'an'ı O, isyancı dudaklar, rahat bir vurdumduymazlık içinde çelişkilerini gördükçe kahrolacaksın.'Biz de Müslümanız' diyecekler... Sonra, aynı insanlar sokaklarda toplanıp "Kahrolsun Şeriat" diye haykıracaklar... Bilmediklerine düşman kesilen bu eğitimsiz, manevi duygulardan mahrum edilen insanların arasına karışıp onlara dost bir gönülle Şeriatın Kur'an olduğunu anlatabilecek misin?
Çünkü onlar, gerçek yüzünü tanımadıkları kavramlara düşman olarak yetiştirilmiş... Hakaretlerine rağmen, sevgiyi, şefkati dostluğu yitirmeden, inancının kansız kinsiz, nefretsiz ve hakça bir düzen istediğini anlatabilecek misin? 'Gidemediğimiz yer bizim değildir' deyiminin çilekeşliğine talip olup davanı her gittiğin yere taşıyabilecek misin? İşte talip olduğun dünyanın senden istedikleri bu. Nasıl, girdiğin bu çilekeş yolun yolcusu olmakta hala ısrarlı mısın?