Bizler, fiziksel bedenlerimiz içinde bile bilinçli değiliz. Ancak bedenimizde bir yer hastalandığında onun farkında oluyoruz. Oysa ki insan sağlıklıyken de bedeninin farkında olmalıdır. Hastalık sırasında onun farkında olmak acil bir durum önleminden başka bir şey değildir. Bu da zaten bedenin doğasından gelir. Zihniniz bedeninizin hastalıklı parçasının farkında olur, böylece onu iyileştirmeye eğilir. Ama iyileştiği anda onu tekrar unutursunuz.
Sartre bir yerde şöyle yazmış: "İnsan özgür olmaya mahkumdur." İster cehennemi seçersiniz, ister cenneti. Özgürlük iki şeyden birini seçebilmek demektir. Yalnız cenneti seçebilme olanağınız varsa bu bir seçim olmaz. Cehennem seçeneği olmadan cenneti seçmek cehennemin ta kendisidir. Seçim ya o ya bu demektir. Yalnızca iyi olanı seçmekte özgür olduğunuz anlamına gelmez. Öyle olduğunda özgürlük yok demektir. Yanlış bir seçim yaptığınızda özgürlük lanete dönüşür; doğru seçim yaptığınızda mutluluk olur. Özgürlüğünüzü lanete ya da mutluluğa dönüştürmek ise sizin elinizdedir. Seçim sorumluluğu tümüyle sizindir....
Bir kişi bilinçlendiği anda yalnız olur. Bilinciniz ve farkındalığınız ne kadar artarsa o kadar yalnızsınız. Bu gerçekten, toplum, eş dost, tanıdıklar, ilişkiler ve kalabalıklar yoluyla kaçamazsınız. Ondan kaçmayın! O müthiş bir fenomendir; tüm bilinçli evrimin amacı buydu. Bilinç artık öyle bir noktaya geldi ki, artık siz yalnız olduğunuzu biliyorsunuz. Ve aydınlanmaya ancak yalnızlık içinde ulaşabilirsiniz.