Birbirinden farklı olguların benzer adlarla adlandırılmasını sağlayan gizemli bir us vardır; bu us sayesinde kutsal nesneler de dünyasal terimlerle adlandırılrlar; aynı simgelerle Tanrı'ya aslan ya da kaplan diyebiliyoruz; ölüme yara; sevince yalım; ateşe ölüm; ölüme uçurum; uçuruma yok oluş; yok oluşa kendinden geçme; kendinden geçmeye tutku diyebiliyoruz.
Kilise mensuplarının ve laik kesimden kimselerin, yoksulluk içinde yaşamak isteyen ve İsa’nın dünya malına sahip olmadığını öne sürenlere karşı niçin bu denli sert davrandıklarını anlamıyordum. Çünkü, diyordum kendi kendime, eğer korkmak gerekirse varsıllık içinde yaşamak isteyen, başkalarının parasını zorla elinden alan, Kilise'yi günaha sürükleyen ve Kilise'yi bir yiyim yeri haline getirenlerden korkmalılar.
Bilgi en iğrenç işlemlerden sonra bile fizik bütünlüğünü koruyan bir madeni paraya benzemez; kullanıla kullanıla epriyen çok güzel bir giysiye benzer daha çok.
"Hunc mundum tipice laberinthus denotat ille," dedi tane tane, dalgın, yaşlı adam. "Intranti largus, redeunti sed nimis artus”
1.Bu dünya tipik bir labirent gibidir.
2.Girişi kolay çıkışı çetindir.
Gülmenin tıpkı banyo gibi bedendeki sıvıları ya da bedenin öteki sayrılıklarını, özellikle nedensiz can sıkıntısını sağaltmaya yarayan iyi bir ilaç olduğuna inanırım ben.