Biz ahir zaman çocuklarıyız kârî. Gündüz çok eskilerde kaldi da biz gece geçiyoruz bu dünya diyarından. Bilmeyiz gülün gerçekte nasıl koktuğunu, yapma çiçekler taşırız ellerimizde. Aşkı kitaplardan okuruz, suyu şişelerden içer, hayatı hep kestirme yaşarız. Ölen doğandan çok olsa da biz doğanları biliriz mesela, şiir yazmayız, ilhamımız kesiktir, gecelerimiz uykulara esirdir. Uzun uzun namaz kılamayız biz zira zaman namazdan kıymetlidir bizim vaktimizde. Tebessümü tebessüm etmek için değil sadaka vermek ederiz, hiç ağlamayacak gibi güleriz bazen ve hiç gülmeyecek gibi ağlarız.
Şimdi ve çoğu vakit sualleri katık ediyorum geceye. Soru yorum, arıyorum lakin bulamıyorum. Ve en ziyade bir gece
vakti yalnız başıma yudumlarken çayı hep şöyle soruyorum;
"Haydi, gidelim" dediğim vakit.
"Nereye?" diye bile sormadan yürüyen dost.
Neden yoksun?
Insan yürümeden gitmek istiyor, okumadan bilmek istiyor, bakmadan görmek istiyor, ağlamadan gülmek istiyor... Demem o ki imkânsızı istiyor insan. Bir vermeden on almak istiyor, hiç verip hep almak istiyor. Olmuyor kâri, olmuyor. Zira ustad Meriç'in dediği gibi yaşamak yaralanmaktır . Yaşamak için dahi yaralanmak gerekiyor. İşte dost bulmak ve dost ol mak da zannımca bunun gibi. Yar olmak için yaralanmak gerekiyor.