Bay kitap

Bay kitap
@EmpatiYazar
İncitmeyenler yazabilir
Genel idari hizmetler
Lisans
Kahve( fal) ve çay( sarı - kırmızı)
25 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Adalet Eğilirse, İnsanlık Çöker
Tunceli’de yaşanan cinayet, aklın ve vicdanın kabul edemeyeceği kadar ağır. İnsanlık sanki yavaş yavaş kabuğunu soyuyor, altından bir vahşet çıkıyor. Kadın cinayetleri artık münferit değil, neredeyse alışılmış bir karanlığa dönüşüyor. Kıskançlık denilen o kirli bahanenin arkasına saklanan erkekler, bir hayatı söndürmeyi hak sanıyor. Daha da acısı, Güven dediğimiz şey, olması gereken yerlerde bile sarsılıyor. Adalet; makamın, gücün, paranın gölgesinde eğilip bükülüyorsa, insanların içindeki inanç da birer birer yıkılıyor. Ve en tehlikelisi şu: Eğer bu gidiş durmazsa, insanlar yarın kendi adaletini aramaya kalkacak. İşte o gün, gerçek karanlık başlayacak. Bu yaşananlar birer haber değil. Bu ülkenin kanayan yarası.
ihtimal kırığı
İnsanın canını en çok yakan şey, yabancının ihaneti değil. Kalbine en çok yer verdiğinin, seni en kolay gözden çıkarmasıdır. Ben sana güvenmeyi seçtim, sen ise ilk şüphede beni seçtin. Demek ki ben sana ,dost demişim , sırdaş demişim sen beni sadece ihtimallerine.
Cübbenin içindeki vicdan
Adalet bazen bir insanın omuzlarında yükselir. Ve o insan, vicdanını cübbesinin önüne koyabilen bir hâkimdir. Bugün, bir dosyaya sadece evrak olarak bakmayan, her satırın ardında bir hayat, bir acı, bir umut olduğunu gören hâkimlere minnettarız. Çünkü gerçek adalet; kanunları ezberlemek değil, vicdanla okuyabilmektir. Bir ülkenin gücü, saraylarından değil, mahkeme salonlarında verilen adil kararlardan anlaşılır. Ve eğer bir gün bu topraklarda herkes eşit hissedecekse, bunu. korkmadan karar veren, hiçbir baskıya boyun eğmeyen, sadece hakkın yanında duran hâkimler başaracak. Bugün bir kişi adaletle nefes aldıysa, bir hâkim sadece görevini yapmadı, insanlığa umut oldu. İyi ki varsınız. Ve umarız bu ülkenin her köşesinde, adaleti vicdanıyla taşıyan hâkimler çoğalır.
Bir Ülke Sessizce Vicdanını Kaybediyor
Bu ülkede bazen sadece insanlar değil, vicdan da kayboluyor. Gülistan Doku günlerce arandı, umutlar tükendi ama acı dinmedi. Çünkü bazı kayıplar bulunamaz, sadece içimize gömülür. Ardından bir sınıfın ışığı söndü. Ayla Öğretmen sadece bir öğretmen değildi; bir çocuğun hayali, bir annenin duasıydı. Ve şimdi soruyor insan: Bir baba nasıl olur da evladına sevgiyi değil, silahı öğretir? Bir ev nasıl olur da huzurun değil, cephanenin yuvası olur? Ağlıyoruz. Evet, oturup ağlıyoruz. Çünkü bu acıya sessiz kalmak, insanlığımızdan vazgeçmek olur. Ama birileri çıkıp “ağlama” diyorsa, bilsin ki; ağlayabilmek hâlâ insan kalabildiğimizin son kanıtıdır. Asıl korkulması gereken, gözyaşını kaybedenlerdir. Çünkü gözyaşı biterse, merhamet de biter. Merhamet biterse, insanlık da. Bu ülkede artık kaybolan sadece insanlar değil, çocukların güveni, annelerin duası ve toplumun vicdanıdır. Ve biz.. her yeni acıda biraz daha eksiliyoruz.