Hayat garip.
Bir gün geçip gidiyor sanıyorsun, sonra bir şarkı çalıyor ve bütün hislerin yerinden kalkıyor. Yıllardır içimde duran bir şeyi hatırlatıyor bana bazı melodiler. Ne olduğunu tam bilmiyorum. özlem gibi. Bir eve dönüş hissi gibi.
Sanki çok uzaklardan gelmişim de birazdan kendime kavuşacakmışım gibi. İçim kıpır kıpır.
Ama telaştan değil.
Yaşadığımı hatırlamaktan.
Rüzgarın yüzüme değmesini.
Denizin kokusunu.
Sevdiğim insanların sesini.
Okunacak kitapları.
Henüz gidilmemiş yolları.
Bir anda hepsini seviyorum.
Öyle büyük bir mutluluk değil bu.
Daha derin.
Daha sessiz.
İnsanın göğsüne sığmayan ama gözlerine yerleşen cinsten.
Ve düşünüyorum.
Belki de hayatın anlamı bir yere varmak değil. sadece böyle bir şarkıya denk gelmek.
Ve kalbinin hala heyecanlanabildiğini fark etmek.
Zekanın yükselişini değil, insan olmanın kırılganlığını okuyorum.
İnsanın en büyük yalnızlığı, dünyayı anlamaya başladığında başlıyor.
Böyle duygusal anlamda da beni çok etkileyen kitaplardan kaçarım normalde ama canım Charlie, canım Algernon.. 😔
Algernon'a Çiçekler
Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa geçmesi, ikinci neden ise karanlıktan aydınlığa çıkmasıdır.
Eflatun*