"Bir fikrin büyüyüp ulvî bir neticeye ulaşabilmesi için dikkatimiz daima o fikir üzerine yönelmeli, zihnimizdeki bütün meşgalemiz onu büyütecek şekilde kurgulanmalı, gözümüzün önünden kaybolmayan nihai bir hedef gibi daima o seçkin fikri görmeli, daima onun peşinden koşmalıyız."
"İradeyi terbiye etmek, iradeyi meydana getiren fikirler, duygular ve uyarımları terbiye etmek demek olup irade terbiyesi usûlü tamamen bu esas üzerine inşa edilmiştir."
"...demek oluyor ki fikirlerin fillere dönüşmesi ya son derece șiddetli ve süratli olur, arzularımıza ve zevklerimize o kadar uygun düşer ki yapılmasına hiçbir șey engel olamaz. Fena olduğunu bildiğimiz bir ihtirasın önünden kaçmamız mümkün olmaz. Akulmuhakememiz fillerimize asla hükmetmeyerek fenalktan sakınmaya ve iyiliğe yönelmeye güç yetiremez ve ihtiraslarımizın elinde bir esir gibi hareket ederiz (birinci grup). Veya fikirlerimiz o kadar
yüzeysel ve bizdeki duygular mevcut psikolojik durumlarla o kadar uygunsuzdur ki beynimizde yerleşecek bir yer bulamamış gibi yabancı kalarak herhangi bir file dönüşmezler (üçüncü grup). İşte bu iki grupta da fikirlerimizin fiil haline geçmesine engel olamıyoruz veya fiile dönüşmesini istediğimiz düşüncelerimizin hakikaten fiil hâline gelebilmesini sağlayamıyoruz.
Her iki şekilde de fikrimizde hakimiyet kalmıyor. Aklî dengemiz fiillerimize hükmedemiyor, akıl ve hikmet dairesinde hareket edemiyoruz. İşte düşüncemizin fiile düönüşme meylini veya meyilsizliğini engelleyememek, bizde iradeniz eksikliğini veya yokluğunu gösterir."
"İrade, fikirlerimiz ve duygularımız ile fiillerimizin arasına bir aklî muhakeme sokup nefsimize hâkim olarak bu aklî muhakeme ile de hareket edebilme kudreti bahşeden ruhsal hassadır."