Başkalarının yarattığı güzelliklerden beslenmeyen, heyecanlanmayan; onun getirdiği zenginliklerden kendi kör ihtirası uğruna caymış bu tür insanlara "sanat hayatımın" ileriki yıllarında da sıkça rastlayacak, Estetik'i, Etik'le dengeleyemeyenlerin, kendi varlıklarını da kuramadıklarına tanıklık edecektim. Başkalarının varlığını, kendi varlığı için tehlike olarak görenlerin, aslında kendilerini de gerçekleştiremediklerini görecektim. Yaratıcılığın sürekliliği açıklıkla korunabilir bence. Açıklık sözcüğünü, yüklendiği bütün anlamlarıyla kullanıyorum. Yoksa salt kendi sesine, kendi içine kilitlenmiş sanatçılar, serüvenlerini sürekli ve kalıcı kılamazlar. Bir süre sonra da sahiciliklerini yitirirler. Birkaç iş kadardır bütün ömürleri. "Neden birçok yazar bir iki kitapla biter, neden bir yönetmen birkaç filmden sonra söner, kimi oyuncular neden hep aynı karakterleri canlandırarak yaşlanırlar?" gibi soruların yanıtları bence buralarda gizlidir. Ama yazının konusu bu değil, bu yalnızca bir parantez, konunun çevresinde başka bir çakım sunsun diye uzun tutulmuş bir parantez.