"İnsanlık öldü mü?" "Yok, ölmedi ölmedi ama, bir şey oldu,başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
"Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, Herkes ateşini burdan götürür.."
"Sonra kuşlar gitti, anladım dünya yorgun..." "Niye böylesine insanlar insanlığı unuttular?"
Belki bir yerlerde, bir köşelerde kuş alıp salıverecek kadar
yüreği yufka birkaç insan kalmıştır, kim bilir belki.
Ben ben oldum olası böylesi ta yürekten, can evinden gülen, yanındakini de kendi sevincinin içine alıp yoğuran, sevinçten çılgına döndüren böyle tatlı bir insan görmedim, içime aydınlık doldu, yüreğim pir pir etti. Şu İstanbul' un kirinden pasından, göz oyan kıskançlığından,
kötülüğünden sıyrıldım, yeni başka bir güne doğdum.
Bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin?
Kuşlar da başlarını alıp gittiler, çoktan... "Kuşlar da gitti" dedi Mahmut. Sonra hiç konuşmadık.
Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de...
O zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez, kim bilir, ama daha başkaydılar. Belki de kuşları daha çok seviyordular. Belki de yürekleri yufka, daha acımayla, daha sevgiyle doluydular. Belki de doğaya daha yakındılar, kim bilir.