Sığınabileceğim bir yakınım olmadığından, Portland'daki bir eve yolladılar. Orada beş yıl kaldım. Sonra vasiliğimi eyalet üstlendi. Bu, şu anlama geliyordu: Bir aile sizi yanına alıyor, eyalet de size bakmaları için onlara ayda otuz dolar veriyordu. Eyaletin vasilik ettiği çocuklar arasında, ıstakoz seven birinin olduğunu sanmıyorum. Bir karıkoca, genellikle birkaç çocuğa birden bakardı. İnsancıl olduklarından değil. Bu onlar için bir yatırımdı. Sizi besliyorlardı. Eyaletin verdiği otuz doları alıyor ve sizi besliyorlardı. Besledikleri için de, çocuğu para karşılığında sağda solda çalıştırıyorlardı. Böylece ellerine geçen otuz dolar, kırk, elli hatta belki de altmış beş dolara çıkıyordu. İşte evsiz barksızlara uygulanan kapitalizm. Dünyanın en büyük ülkesi, öyle değil mi?