Evimin köşelerinde yankılanan sessizlik, kaybolan insanların ardında bıraktığı boşlukla dolup taşarken. Günbegün, duvarlar arasında geçmişin izlerini aramakla geçiyor, daha derinliklere inmeye çalışırken kendi yokluğumda kayboluyorum. Her hatıra, sanki bir kapıyı kapatıp bir başkasını aralıyor, ve ben, evim gibi gördüğüm insanları kaybetmenin acısını derinden yaşıyorum.
Zaman, duvarlarımdaki resimleri soluklaştırıyor. Her bir anı, hüzünle yüklü bir öykü gibi süzülüyor içimde. Gece, sessizliğin içinde kaybolan hatıralarla dolu bir oda gibi, ve ben, yitirdiklerimin anlamını kavramaya çalışırken kendi içimde kayboluyorum.
Bu evin koridorlarında kaybolan anlamların peşinden sürüklenirken, kırık parçalar arasında anlam bulma çabasına düşüyorum. Oysa o anlamlar, çoktan anlamını yitirmiş bütün arayışım kendimi avutmaya dönüşmüş, çok acı ama bunu fark ediyorum.