Özlüyorum. Bir yıl önceki gülüşlerimi, kahkalarımı, o zaman da çok güzel bi hayatım olmasa da öyle özlüyorum ki o beni...Dişlerimi istemsizce sıkmadan geçirdiğim, başımı yastığa koyduğumda ağlamamak için kendimi sıka sıka gözlerimi sımsıkı kapatmaya çalışmadığım günlerimi çok özlüyorum. Aklına koyduğunu yapan, başaran, kendine güvenen ve dimdik duran Emre burnumda tütüyor. Çok fazla imkansıza göğüs germişliğim var oysa. Olamazsın dediler astsubay oldum. Yapamazsın dediler özel harekat kursunu bitirdim. Şaşırdılar. Özel harekat tim komutanlığı yaptım. Yeri geldi korkmadım mayın dedektörünün öttügü toprak üzerinde delirmişcesine zıpladım timimin korkusunu almak cesaret vermek için. Girilmez denilen yerlere girdim. Sonra açığa alındım, gözaltına alındım, cezaevinde yattım, ceza aldım ama hiç boynumu bükmedim ben. Yıkılması gereken ben iken herkese dik durun bizi bunlar yıkamaz dedim. Teselli edilmesi gereken ben iken herkesi ben teselli ettim. Tüm bunların üzerine bi kadın tanıdım. Olmaz dedikce yakınlaştığım, gitmez dedikce yanından ayrılamadığım, düşünme bitti dedikçe aklımdan hiç çıkmayan. Düşmem diyen ben yerle bir oldum. Dik duruşundan eser kalmadı bi aralar. Gururmuş falan çiğnedim attım hepsini sevgimden. Ben hep olmaz diye birşey yok istedikten sonra olur diye büyüdüm. Dayanılmayacak acı yok her acıya dayanırım dedim dayandım. Ama bu acı bambaşka. Çabaladım, durmadım. Tırnaklarımla kazıdım bütün olmazları oldurabilmek için. Ama hep birini hallettim derken başka birşey çıktı. Bi imkansızlık bitiyor derken daha büyük imkansızlıklar çıktı karşıma. Bitti buraya kadar dediğim çok zaman oldu. Yaşamak bi insanın en büyük cezası olur mu ? Oldu. Ölememek bi cezaydı benim için. Sonra bi gün geldi. İki lafı ile aklımı başıma getirdi, ne varsa bıraktım hayatımda kötü olan.