yunus emre Çakır

yunus emre Çakır
@Emreckr01
Kıllet-i ta'âm, Kıllet-i kelâm, Kıllet-i menâm
Kur'an Bana Ne Diyor
Yasin Sûresi Vahyin rehberliğinde 5. Yılda Mekke'de. Kur'an bu sûrede öğretmenimize "Onların sözleri seni üzmesin" demesinden, Efendimizin yaşanılanlar dan üzgün olduğunu öğreniyoruz. Ama buna rağmen Kur'an müfredatını işlemeye devam ediyor. Burda verilen mesaj ise, başkalarının belirlediği gündemlerin peşinden giderken, kendi gündemlerinizi ihmal etmeyin. Bana Ne Diyor ? Yetişmek ve insan yetiştirmek istiyorsan, bir müfredatin ve ona göre takip ettiğin gündemin olacak. Yoksa başkalarının gündeminde piyona dönüştürsün. Önce yemlenir, sonra gemlenirsin. Yasin kelimesinin anlamina bakınca Ey İnsan. Bu anlam üzerinden kastedilen mesaja bakınca, insan nevinin en mükemmel örneği olan Hz. Muhammed, bütün insanlara gönderilmiş elçidir. Sizlerde elçinin elçilerisiniz. Yolunuzun doğru olduğuna Kur'an şahittir. Elçilik meselesinde, Peygamber de elçi bende elçi, bu nasıl olur dersek, ayetlerin indiği günlere gidebiliriz. Bu ayetler ilk önce Allah'ın elçisi Efendimize geliyor, o da yanındaki sahabelere alın bu ayetleri önce ailenize sonra etrafıniza dağıtın diyordu. Bu noktada bizde o dönemde yaşasaydık Allah Resulünün mesajını ulaştırmaya çalışacaktık. Hiç kimse diyemezki benim Efendimizi anlatma gibi bir sorumluluğum yok. Böyle dediğinde Müslüman tanımının içi boşalır. Böyle demek ben doktorum, diyen birinin hastalardan banane veya öğretmenim diyen birinin öğrencilerden banane demesi gibi olur. Yasin suresi günümüzde iki şekilde kullanılır. Birisi ölmek üzere olan kişiye okunarak, diğeri ise ölünün ardına okumak. Efendimiz sav burada Yasin suresi Kur'an'ın kalbidir, hadisi bu bağlamda önem arz etmektedir. Ölmekte olan bir insana meal eşliğinde okumak ona manevi bir sakinleştiricidir. Ölünün ardından okunan Yasin suresinin verdiği mesaj ise Ey bu cenazeye gelmiş olan diriler,
Reklam
Kur'an Bana Ne Diyor
Tîn Sûresi Vahyin rehberliğinde 3. yılda Mekke'de. Tîn incir anlamına gelir. İnandığımız davada semboller üzerinden anlatılan mesaja bakılırsa, bir sembol olarak incir, Hz. İbrahim ve Hz. Nuh'u, zeytine baktığımızda zeytin dağında Hz. İsa'yı, Sina dağına baktığımızda Hz. Musa'yı, emin beldeye baktığımızda Hz. Muhammed Mustafa (sav) in tevhid mücadelesini hatırlıyoruz. Onlar üzerinden bize verilen mesajda, Yol iki, ya peygamberlere tâbi olup alay-i iliyyine çıkaran yolu ya da tercihlerinin sonucu olarak esfel-i safiline inenlerin yolunu tercih edeceksin. Sûre de incirle zeytin tamamen sembol olarak kullanılır. O yüzden sembollere değil anlatmak istedikleri hakikate bakmak lazım. Burada incir meyve türlerinin yaratılışındaki sanat yönüyle en dikkat çeken meyvedir. Bütün meyve çekirdekleri ve tohumları insan gibi Ahsen (daha güzel) olmasa da Hasen ( güzel ) bir suretle yaratılmışlardır. Bu dünyada varlık gayemize ulaşmak için varız. Her meyvenin gayesi meyve-i kamil olmaktır. Her insanın gayesi de, insan-i kamil olmaktır. Tek çekirdekli olan zeytin ve çok çekirdekli olan incir üzerinden verilen mesaj nedir? Her insanın iki yönü vardır, hakka bakan ve halka bakan yönü. Hakka bakan yönüyle zeytin gibi muhatabın TEK olacak. Halka bakan yönüyle incir gibi, inandığın değerleri herkese ulaştıracak niyet ve gayret içinde olduğun için muhatabın çok olacak. Alây-ı iliyyine : yüceler yücesi, cennetteki en üst makam Esfel-i safiline: aşağıların aşağısı , cehennemin en derin yeri.
Kur'an Bana Ne Diyor
Burûc Sûresi Vahyin rehberliğinde 3. yılda Mekke'de. Henüz işkence başlamamış ama ayak sesleri duyuluyor. Kur'an Dar-ül Erkam da verilen derslerle sahabeleri gelecek zorluklara hazırlıyor. Ashab-ı Uhdud üzerinden verilen mesajda, "Sizden öncekilerin yaşadıklarını yaşamadan onların girdikleri cennete giremezsiniz" (Bakara 214). Bulunduğun çağda göğün yıldızı olmak, yerde inandığın dava için herşeyi göze almaktan geçiyor. Burûc kelimesi, yükselmek manasındadır. Anlam olarak gökteki yıldızlara burç deniliyor ve Allah'ın kudretine şahitlik ediliyor. Bunun üzerine gökteki burçlara hükmeden Allah , yeryüzünde zalimlerin yaptığını yanına bırakmayacaktır, mesajı veriyor. Bize ne diyor , Bir yerde zulüm varsa, bilin ki Allah ihmal etmez, imhal eder yani mehil verir. O imhalin bir hikmeti de imtihan sırrı gereğince mü'minin zulüm denen ateşte kıvama gelmesi olabilir. Ashab-ı Uhdud nedir? Ashab-ı Uhdud hendek sahipleri demektir. Asırlar önce inanan insanlar sırf inandıkları için hendeklere atılıp yakılmış, işkence edilmiş. Haklı bir davayı zorla bastırmak isteyen, sırf inançları için insanlara zulmeden bütün insanlar hangi zamanda yaşarsa yaşasın Ashab-ı Uhdud dur. İnandığın değerler uğruna ahirette yanmayım diye dünyada yanmayı göze alırsan hiçbir Ashab-ı Uhdud seni durduramaz ve korkutamaz. Bazı ateşler yakar kül eder, bazı ateşler yananı olgunlaştırıp kıvama getirir, çile ateşi gibi...
Kur'an Bana Ne Diyor
Kıyamet Sûresi Vahyin rehberliğinde 3. yılda Mekke'de, Daru'l Erkam'da derslerin ağırlıklı konusu kıyamet. Bu ayetler indiğinde müşriklerin çoğunda ahiret inancı bulunmuyordu. Ahiret inancı olmadığı yerde, sorumluluk duygusu ve hesap verme duygusu da yoktu. Kıyamet ise şu mesajı veriyordu: Ey insan dünya ölümlü, dünya üzerindeki herşey gibi sende ölümlüsün, ölümü gündeminden çıkarman bu gerçeği e değiştirmiyor. Kıyamet kelimesi ayağa kalkış demektir. Kıyamet dünyanın ölüm günüdür. Şuurlu mümin için iki ölüm akla gelir. Birisi küçük kıyamet biri büyük kıyamettir. Büyük kıyamet kâinatın ölümü, küçük kıyamet insanların ve diğer canlıların ölümüdür. Bu durumda kıyamet bütünün ölümü, canlıların ölümü ise parçanın ölümüdür. Konu üzerinden verilen mesajda; bulunduğunuz yerde her an patlayacak iki bomba olsaydı ne yapardınız? Bir evdesiniz ve çok güvendiğiniz insandan bir mesaj geliyor. Mesajda Oturduğunuz koltuğun altında ve evin temelinde iki bomba var deniliyor. Ne yaparsınız ? Bu örnek her an yaşadığımız gerçeğin ta kendisidir. koltuğumuzun altındaki bombanın adı eceldir, evin temellerindeki bombanın adı kıyamettir. Her ikisinin de ne zaman patlayacagı belli değildir. Bu gerçek bazı müslümanların hayatına, her an yıkılacak bir eve yatırım yapmama şeklinde yansıyor. Bu yansıma ile ortaya çıkan anlayış bir çok İslam ülkesinin geri kalması gibi bir sonucu beraberinde getiriyor. Oysaki İslam'ın istediği bu değildir. Dünyadan ayrılmanıza bir gün kalsa ne yaparsınız? Bu soru insanlara sorulduğunda, genelde kaza namazı kılarım, helalleşirim, dua ederim vb. Peki aynı soruya Efendimiz(sav) ne cevap verdi. Yarın kıyamet kopacağını bilseniz, elinizdeki son fidanı dikiniz. Evet, bu fidan bir semboldür. Fidan başkalarına fayda vererek, yaşatma ideali ile yaşamanın, benden sonrası
Kur'an Bana Ne Diyor
Karia Sûresi Vahyin rehberliğinde 3. yılda Mekke'de insanlar derin bir gaflet uykusunda. Bir anne düşünün evde yangın varsa çocukları da derin uykudaysa ne yapar, elinden geldiğince gürültü yapar. Bu yüzdendir ki Rabbimiz ilk inen ayetler üzerinden kullarını ebedi yanmadan kurtulsun diye şiddetli gürültü anlamina gelen Kari'a suresiyle bu misyonu eda ediyor. Bugünün dünyasında milyarlarca insanı gaflet uykusundan uyandıracak gürültü, elbette intihar bombacilari ile yapılan ve terör algısını beslemekten başka amacı olmayan gürültü değildir. En güzel gürültü İslami yaşayan güzel örnekler üzerinden yapılır. Onların dünyanın her yerinde eğitimde, sanatta, sivil toplum faaliyetlerinde güzel işler ortaya koymaları, dürüst, çalışkan ve sempatik taninmalari üzerinden yapılır. Kari'a kelimesi kıyametin bir sıfatıdır. Eğer bir komutan askerlerinin her an göreve hazır olmasını isterse, bir öğretmen öğrencilerinin sınava hazır olmasinı isterse onlara gün ve saat vermez. Allah ta kullarının her an dünyadan ayrılmaya hazır olmasını isterse, her anı son anı gibi yaşamalarını isterse, onlara gün ve saat vermez. İnsan denen terazinin bozuk tarttığı nasıl anlaşılır. Nimetin kıymetinin bilinmediği yerde insanların terazisi bozulmuş demektir. Maşuka parmağına takılan yüzüğün değerini bilip onu takana seni seviyorum diyorda, eline takılan parmağın değerini bilmiyorsa, eline parmak, koluna el takan Rabbini görmüyorsa o kişinin terazisinde arıza vardır. Gel, ahirette amellerini tartacak teraziye çıkmadan önce, şu akıl denen terazini gözden geçir. Gözü verenle gözlüğü veren arasındaki farkı görecek hale gel. Kısacası kendine gel. Ve ahiretteki terazinin kefelerinin burada dolduğunu unutma..!
Reklam