Yoruldum...
Başlamadan yoruldum.. Yoruldum diyorum yaşım çok genç. Yoruldum diyorum yolun başındayım. Düşünmekten yoruldum, acıkmaktan, mutlu etmekten, memnun etmekten Yoruldum.. Ben artık akıntıya karşı yüzmek istemiyorum. Durmak istiyorum, akıntı nereye sürüklerse oraya gitmek... kollarımın kusuruna bakma ayaklarımın kusuruna bakma en çokta seni incitmeye korkan gönlümün kusuruna bakma...
Güçlü olmaktan değil güçlü olmak zorunda olmaktan yoruldum. Başımı alıp gitsem diyorum kimsenin olmadığı sokaklarda küçük kendimi arasam biryerlerden cikarmiyim acaba. Küçük mavi şortumun üstüne giydiğim arkası yırtık kolsuz tişörtümle bir evin merdiveninde koltuğumun altında plastik topumla oturan beni bulabilir miyim. Bulsam ona ne derim ilerde oluşacak seni sevmeyeceksin büyüme istersen mi derim. Çocuğun hevesini kırmam belkide yaşasın görsün. Bende öyle yaptım. Sonra devam ederim yürürüm yürürüm.. çocukken elime geçirdiğim delikli bir kuruşun ederinin karşılığı mahalle bakkalini ararım belki. Ordamidir acaba, filelere geçirilmiş plastik toplardan, dükkan darabasina demirli kanca ile asılıp dükkana gelenlerin başını eğerek içeri girdiği naftalin kokulu o bakkal. Bulabilirsem eğer girişteki kasada veresiye defterini kesin görürüm, babamın sabah evde olduğu günlerde oğlum Mehmet abine git biraz teneke peyniri biraz siyah zeytin al deftere yazsın haftaya verecekmiş babam dediği günlerden hatırıma kazınan o defteri.. belki de söylerken ki utancim veresiye defterini aklıma kazirken şimdilerde sanki bir kutsal kitapmişçasina alıp okumak isteyen benliğimle dolu.
Neredeyim hangi şehir hangi cadde hangi sokak.. böyle arayarak insan kendini bulmuşmudur ya da niye geçmişe dönmek isteği vardır. Yaşayamadigim ne vardı yarım kalan hangi oyunlar, geciktigim kaç akşam veya erken kalktığım kaç