yunus emre Çakır

yunus emre Çakır
@Emreckr01
Kıllet-i ta'âm, Kıllet-i kelâm, Kıllet-i menâm
İstemem eksik olsun. Her bir avucun önünde sırıtarak eğilmektense, Ters yöne dimdik yürümeyi seçerim.. Her devir gücü parlatirken Hakkın parlattığı imtihanı seçerim...
Reklam
Kur'an Peygamberin cetveli, peygamber de sizin cetveliniz. Cetveli doğru olana, eğri davranmak yakışmaz..
Zeytin & incir
İnsan zeytin çekirdeği gibi Öz de tek. İncir çekirdeği gibi hizmette çok olmalıdır. Yani kalbi tevhid ile sabitleyip, şöhret makam, alkış beklentisi olmadan amel etmeli. Kalabalık içinde bile tek başına Allah'a yönelmiş bir kalp ile yaşamalı. Zeytin çekirdeği gibi sağlam bir öz ancak bu şekilde mümkün olur. Hizmette çok olmak, çok insana ulaşmaktir. Her seviyeden insana ulaşmak ama seviyesizleşmemek. Yani bir yandan topluma karışmak bir yandan nefsin kirine bulaşmamak. Tıpkı Güneş gibi kendi merkezinde yanıp etrafı aydınlatan ısıtan. Vet-tîni vez-zeytûn...
İnsan koca evin içinde 1 metre karede mutlu olabilir mi? İşte kitaplarımin olduğu şu bölüm ve koltuğun kitaplarıma yakın olan köşesi benim sadece ev değil dünyadaki en huzurlu alanım. Bu demek değil ki diğer hiçbir yerde mutlu değilim. İnsanin özüne çekildiği kendiyle başbaşa kaldığı ve en önemlisi en sevdiği ile irtibat kurduğu yer orayı diğer yerlerden çok daha huzurlu yapiyor. Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur..
1000Kitap
Çizgili Mavi Şortlu Çocuk
Yoruldum... Başlamadan yoruldum.. Yoruldum diyorum yaşım çok genç. Yoruldum diyorum yolun başındayım. Düşünmekten yoruldum, acıkmaktan, mutlu etmekten, memnun etmekten Yoruldum.. Ben artık akıntıya karşı yüzmek istemiyorum. Durmak istiyorum, akıntı nereye sürüklerse oraya gitmek... kollarımın kusuruna bakma ayaklarımın kusuruna bakma en çokta seni incitmeye korkan gönlümün kusuruna bakma... Güçlü olmaktan değil güçlü olmak zorunda olmaktan yoruldum. Başımı alıp gitsem diyorum kimsenin olmadığı sokaklarda küçük kendimi arasam biryerlerden cikarmiyim acaba. Küçük mavi şortumun üstüne giydiğim arkası yırtık kolsuz tişörtümle bir evin merdiveninde koltuğumun altında plastik topumla oturan beni bulabilir miyim. Bulsam ona ne derim ilerde oluşacak seni sevmeyeceksin büyüme istersen mi derim. Çocuğun hevesini kırmam belkide yaşasın görsün. Bende öyle yaptım. Sonra devam ederim yürürüm yürürüm.. çocukken elime geçirdiğim delikli bir kuruşun ederinin karşılığı mahalle bakkalini ararım belki. Ordamidir acaba, filelere geçirilmiş plastik toplardan, dükkan darabasina demirli kanca ile asılıp dükkana gelenlerin başını eğerek içeri girdiği naftalin kokulu o bakkal. Bulabilirsem eğer girişteki kasada veresiye defterini kesin görürüm, babamın sabah evde olduğu günlerde oğlum Mehmet abine git biraz teneke peyniri biraz siyah zeytin al deftere yazsın haftaya verecekmiş babam dediği günlerden hatırıma kazınan o defteri.. belki de söylerken ki utancim veresiye defterini aklıma kazirken şimdilerde sanki bir kutsal kitapmişçasina alıp okumak isteyen benliğimle dolu. Neredeyim hangi şehir hangi cadde hangi sokak.. böyle arayarak insan kendini bulmuşmudur ya da niye geçmişe dönmek isteği vardır. Yaşayamadigim ne vardı yarım kalan hangi oyunlar, geciktigim kaç akşam veya erken kalktığım kaç
Reklam