Emre

Emre
@Emredrsm
3 Kasım 2001
Türkiye'deki rejimle ne yapacağım şimdi ben? Veya onlar ne yapacak benimle? Yasaklanmış Kürtçenin durumu böyle vahim olmasaydı eğer, söz ve ifade özgürlüğü sorunu bu kadar elzem olmasaydı eğer, bir bildiri yayınlayarak Türkiye'yle bütün ilişkilerimi kestiğimi ilan ederdim hemen. Fakat gelin görün ki orası da vatanım benim, dilim, kültürel mirasım, atalarımın toprağı, hısım ve akrabalarım, arkadaşlarım, dostlarım hepsi orada... Bir rejim ki, ne utanma duygusu, ne de vicdanı var, ne hak hukuk tanıyor, ne de adalet, medeniyet... Ne yapmalıyım şimdi ben?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kürtçe söylediklerimin özeti; İmdat, insan ve insanlık için imdat! Bir yazarın asla yüz çeviremeyeceği çığlıktır bu...
''Siyasi roman yoktur'' diyorum, ''romanın iyisi ve kötüsü vardır.'' Devletleri, rejimleri, partileri ve önderleri savunan roman, kötü romandır mesela.
13 Ekim 1998, Salı
İsveç gazeteleri Saramago'yla konuşuyorlar. Saramago diyor ki; ''Gökkubbenin altında söylenmemiş, yazılmamış hiçbir şey kalmadı aslında. Bize kalan sadece anlatım teknikleridir...'' Geçen sene de Stockholm'de benzer görüşünü tekrarlamıştı. Ama ben bu fikre katılmıyorum. Doğru bulmuyorum söylediklerini. Henüz her şey anlatılmış değil, yazılacak şeyler bitmiş değil henüz. Esaret altında, dilleri yasaklanmış halklar henüz sözlerini söylemediler. Söyleyeceklerini söylemeye izin verilmedi çünkü. Kürtler, kürt dili ve anlatıları gibi, bakir...
''Hawara Dîclêyê''; esaret altında yaşayanların romanı, mazlumların anlatısı, güçlü orduların ağır darbeleri altında parçalanmışların.. Aşkları onların, özlemleri...