BUGÜN Ankara'nın yine hareketli günlerinden biriydi. Yeni bir asker kafilesi cepheye uğurlanacaktı. Halk, orduyu durmadan yeni can ve kanla besliyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Paşa, "Haklısınız ama.." dedi, "..düşman bütün hıncı ile üstümüze gelirken, benim yatmam olur mu? Şu sargıyı da biraz gevşek sar ki rahat hareket edebileyim. Bugün ve yarın en zor iki günümüz. Belki cepheye inmem gerekebilir."
Dr. Mim Kemal, Dr. Murat ve Salih Bozok, umutsuzca bakıştılar. Paşa'nın doktor tavsiyelerini dinlemeye niyeti yoktu.
Halkı çoşturan konuşmalar ve duadan sonra Başkomutan'a bir telgraf çekilmesine karar verildi.
Telgrafın 4. maddesi şöyleydi:
"Ordunun yiyeceğini, giyeceğini, silahını, cephanesini sonuna kadar sağlamak için hepimiz, günlük nafakamıza varıncaya kadar bütün varımızı fedaya hazırız."
YUNAN PARLAMENTOSU mütareke şartlarına ve hükümetin mütarekeyi kabul etmesine büyük tepki göstermiş, Gunaris bu yüzden barış şartlarını açıklamaktan kaçınmıştı. İzmir'in elden kaçtığını öğrenseler, milletvekilleri de millet de ayaklanırdı.