Merhabalar gerçek okurlar...
Yaklaşık olarak bundan 628 yıl önce yaşanmış ve insanın içini çok acı bir şekilde yakan bir gerçek hayat öyküsü.
Aslında "AŞK" denen şeye yüzlerce tanım yapılabilir. Aşkın dini yoktur mesela, tıpkı Leyla ve Mecnun, Romeo ve Juliet, Kerem ve Aslı tıpkı Mem u Zin gibi. Dini yoktur gerçekten de olsaydı eğer sadece bir din ve bir aşk olurdu.
Belki de onların sevgisini aşka dönüştüren şey kavuşamamalarıdır kim bilir....
Bu kitap gerçekten ama gerçekten çok etkileyici bir güzellikle ortaya konulmuş. Ben şahsen okurken gözlerim dolu dolu okudum. Bu kitaba başlamak isteyenlere veya ne bilim önyargılı olanlanlara (olabilirliği mümkün) kitaba özellikle bu Kürt kökenli bir hayat öyküsü olduğundan dolayı okunmaya değer görülmemesi gibi düşünceler içine girenlere kesinlikle ve kesinlikle söyleyebileceğim tek kelime "büyük bir hata" olur. Çünkü her kitabın insana bir şeyler katabileceğine inanan insanlardan olmak gerekir. Zaten kitap okumaya tutkuyla bağlı olanlar bu kitabı okunması gerektiğini bilir.
Kitabın içeri hakkında bilgi verecek olursam eğer; öncelikle çok büyük bir aşk öyküsü, yanında da dostluğun yüceliğini, insanların birbirlerine olan sadakatleri, kimi yerde de birbirlerine besledikleri kinleri,öfkeleri, kızgınlıkları...görmek mümkün. Kitapta, Mem ve Zin adlı iki insanın birbirlerine olan tutkulu aşklarını ve bunlarla birlikte daha arka planda olmakla beraber Tacdin ve Sıtti' nin de aşkları ve bunların birbirlerine olan kardeşlikleri, dostlukları diğer yandan Mem ve Zin'e büyük öfke barındıran ve onların kavuşmalarına her ne pahasına olursa olsun engel olmaya çalışan Beko ve Beko'nun söyledikleri sözlere kanarak kendi kız kardeşine çok büyük kötülükler yapan ve ömrü boyunca kendini affedemeyecek olan Cizre beyi Zeyneddin ( Zin ve Sıtti'nin
"Kendisinin mahrum olduğu ancak senin mutluluğuna sevinecek kadar kalbi geniş olan ve yaralı göğsünün arkasında mutluluğunu paylaşan dost ne kadar değerli bir dosttur. "