"... Birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz.
Gece değmemiş sema, dalga bilmeyen deniz,
En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz
Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz..."
Ey aşk padişahına yenilen, ona mat olup kalan!
Bu hale üzülme! O’na karşılık verme! Yokluk bağına gel de, kendi ölümsüz canında cennetleri seyret!
Eğer sen kendi varlığından, benliğinden birazcık olsun ileri gidersen bunların ötesinde bu mana göklerini seyredersin.
Ayrılığa fazla dayanamadığı için dağlardan köpürerek, ağlayarak, feryat ederek, başını taştan taşa çarparak aslına doğru koşan sel, denize kavuşunca ne olur?
Heyhat artık onun varlığı kalır mı?