Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
"Nerdesin şevketli Sultan Hamid Han?!
Feryadım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lahza uyan,
Şu nankör milletin bak günahına.
(...)
Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek ey koca Sultan!
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyâsi padişahına.
Padişah hem zalim hem deli dedik,
Îhtilale kıyam etmeli dedik,
Şeytan ne dediyse biz belî dedik,
Çalıştık fitnenin intibahına!…
Divane sen değil, meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz,
Sade deli değil, edepsizmişiz,
Tükürdük atalar kıblegahına!"
-Rıza Tevfik Bölükbaşı-
Derken (bir süre sonra bu) kötü durumu kaldırıp, onun yerine güzellikler veririz. Nihayet, refah seviyeleri iyice yükselince (yavaş yavaş azgınlaşmaya başlayarak) "Atalarımız da (zaman zaman böyle) sıkıntılı ve sevinçli anlar yaşamışlardı (Demek ki, bu olaylar ilahi bir uyarı, imtihan veya ceza değil, tamamen tesadüflere bağlı olarak öteden beri süregelen basit tabiat hadiseleri ve sosyal olaylardan ibaretmiş)" derler. (Böylece Allah'ın emirlerini bir kenara atıp yeryüzünde fesat çıkarırlar) Bunun üzerine, hiç beklemedikleri bir anda (korkunç bir azap ile) onları ansızın yakalayıveririz!
(Araf/95)
Hani (Lut), kavmine şöyle seslenmişti:"(Ey kavmim! Sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıyor da cinsiyet arzunuz tatmin etmek için erkeklere yöneliyorsunuz, öyle mi? Doğrusu siz, gerçekten sınırı aşmış bir topluluksunuz!"
(Araf/80-81)