Kitap, esasında serinin birinci kitabı lakin ben kitapları peyderpey edinmiş olmam hasebiyle bu sıradan saptım.Serinin diğer kitaplarında olduğu Metin Karabaşoğlu, bu kitapta her bir ayeti bir nakkaş hassasiyetiyle zihnine, sonra da bu satırlara işlemiş. Kitapta daha önce Kur'an-ı Kerim'de hiç dikkat etmediğim pek çok güzellik benim açımdan keşfedilirken özellikle beni şaşırtan, çok büyük dersler çıkarmama vesile olan ve bu devrin Müslümanları'nın tekrar tekrar okuyup ders alması gerektiğini düşündüğüm kısım ise Müddesir Suresi'nin ilk ayetlerine (Ey örtüsüne bürünen : Kalk ve uyar!) dair keşfimdi. Zira bu ayetler, Alak Suresi ilk beş ayetten sonra inen, yani nüzul sırasına göre 6.ayetlerdir.Lakin Alak Suresi'nde verilen Yaratan Rabbimizin adıyla okumaya dair emirden hemen sonra değil yaklaşık 2-2.5 yıl sonra nazil olmuştur. Burada kendi adıma çıkardığım hisse şudur ki, biz bu çağın Müslümanları Kur'an-ı Kerim'i,dünyayı, alemi tüm benliğimizle, yaradan Rabbimizin adıyla okuyup özümsemeden, bütün emir ve yasaklarına uygun bir hayat tarzı idame etmeden tebliğe kalkışıyoruz.Halbuki Hz.Peygamber için dahi 2-2.5 yıl "okuma, anlama, tanıma, özümseme" zamanı veren Rabbimizin bize emri, sloganik cümlelerle fakat içi ilmi ve batıni açıdan boş bir tebliğ vazifesi değildir. Şair'in de o veciz ifadesiyle belirttiği üzere, dünyaya nizam vermeye çalışan bizlerin hanelerinde binlerce eksiklik varken yapmaya çalıştığımız tebliğ, faydasız olduğu gibi kimi zaman tehlikelidir de. Bize düşen önce kendimiz okumak, özümsemek, tüm hayatımızı İslam üzere ve dolayısıyla başkalarının zaten takdir edeceği bir hayat yaşamaktır ki, ancak o zaman sözümüz itibar görsün, içi ve ruhu da dolu olsun, kalplere ve ruhlara dokunsun. Allahualem.