Kötülük problemine dair argüman, felsefe tarihinde oldukça eski olmasına rağmen Tanrı'nın sıfatlarıyla ilgilidir, Tanrı'nın zatının varlığıyla ilgili değil. Dolayısıyla, kötülük problemi üzerinden Tanrı'nın zatının olmadığını kati bir dille ile iddia etmek imkânsızdır.
Ama insanların örfü, mercûh olanı racihe tercih üzerine bina edilmiştir. Bu günah olsa da bunu gerek görüp âdet edinmişlerdir, bundan vazgeçmezler. Bir iş ki halk arasında örf ve âdet olup çoğu bunu yapmayı seçmiş, bilmeksizin büyüğü ve küçüğü ona alışmışsa o hal üzere bırakılmaldırlar. Bid'at ve günah ise de onu yasaklama hevesinde olan kişi boşuna zahmet çekmiş olur, "Çağının örf ve âdetini bilmeyen kişi cahildir. sözünün gereğince cehalet ve ahmaklığını ortaya koymaktan başka bir netice elde edemez.
Ama bir kimsenin nefsi ruhuna galipse, bedeninde nefs-i emmåre hük-
münü icra ediyorsa; bu kişinin nağme dinlemesi, nefsî arzularını şehvanî ve
hayvanî cihete sevk eder.