Aşk; yan yana durup dünyaya ve yaşamın güzelliğine birlikte bakabilmekle, sırt sırta verip hayatın zorluklarına karşı birlikte mücadele etmekle derinleşir, anlam kazanır, sevgiye ve güvene dönüşür.
Ötekine ruhumuzun magmasındaki hassas muhtevayı, yumuşak karnımızı açarız. Ona bizi incitebilme gücünü veririz. O da incitir çoğu zaman. Farkında olarak ya da olmadan.
Olmak istediğimiz kişiye ne kadar uzaksak aşka o kadar aç ve yatkınız.
Kendinden sıkılan, kendini beğenmeyen, kendini yıkıp yeniden inşa etmek isteyen kişi daha kolay âşık olur.
İnsan önce kendini nasıl sevsin? Kendini az çok bilebilir, kendinden hoşnut olabilir ancak. Kendiyle tanışık ve barışık olabilir. Kendine merhamet ve şefkat de duyabilir. Ama sevmeye ötekinden başlarız. Ağaçtan, kediden, dosttan, sevgiliden... Bir öteki lazımdır sevgiye. Özneler arası alan lazımdır. O alanda, o görünmez, tarif edilemez boşlukta yeşerir sevgi.