Ne olacak bu memleketin hali sorusu geçen yüzyılda kaldığı için, bu hale gelmemizde ülkedeki korku ikliminin payı çok büyük anlatılarıyla kendimizi kandırıyoruz. Bazen bu iklimi değiştirecek bir şey yapmadığımız için kendimizi suçluyoruz, bazen suçlamıyoruz, ben de herkes kadar kandım, herkes kadar gördüm diyoruz. Oysa bir zamanlar aydın sınıfına dahildik biz.
Güvendiğim bilimciler gelecekte dünyayı sürekli salgın hastalıkların, güvendiğim psikologlar da giderek artan bir yalnızlaşmanın saracağını söylüyorlar.
Toplumsal hayatımdaki bu seyrelme beni birey olarak da yalnızlaştırdı. Gözüme süslü deniz kabukları gibi görünen, içleri acınacak kadar boş lisans öğrencilerim, hâlâ büyük umutlara sahip olmalarını bazen harika, bazen esef verici bulduğum doktora öğrencilerim ve hayatın ucunu salmış, akışına yaşayan meslektaşlarım dışında hayatımda kimse yok; olmasını da istemiyorum.