... Oysa bir şeyin yokluğu bununla sınırlı kalmaz, basit, kısmi bir eksiklik değildir, diğer her şeyin altüst olmasıdır; önceki durumda kestirilmesi mümkün olmayan yeni bir durumdur.
"Benim her yerde dostlarım vardır; yaralanmış, ama mağlup olmamış, kendilerine acımayan, mağfiretsiz bir tanrıya, acıklı bir inatla, birlikte yakarmak üzere birbirine yaklaşmış ağaç kümelerinin bulunduğu her yerde."
Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntülere ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık, eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.
... annemin bana genellikle uykuya dalacağım sırada, yatağımda emanet ettiği değerli, kırılgan öpücüğü böyle akşamlarda yemek odasından kendi odama kadar taşımam ve soyunurken, tatlı yumuşaklığını bozmadan, uçucu etkisinin dağılıp buharlaşmasına izin vermeden korumam gerekirdi; üstelik tam da bu öpücüğü her zamankinden daha ihtiyatlı bir şekilde kabul etmem gereken bu akşamlarda, onu hızla, herkesin gözü önünde, adeta çalarcasına koparmam gerekir, ruh hastalarının bir kapıyı kapatırken, marazi şüpheleri kendilerini yakaladığında, kapıyı kapadıkları ânın hatırası sayesinde başarıyla şüpheye karşı koyabilmek için başka hiçbir şey düşünmemeye gayret etmeleri gibi, yaptığım şeye özel bir dikkatle eğilmeye zamanım ve iznim bile olmazdı.